Esmalar ve Dualar ile Özel Terkipler

El Azim Akılların Kavrayamadığı Mutlak Büyüklük

  • 26 Nisan 2025
  • 128

Gözlerimizin alabildiğine uzanan gökyüzünün sonsuzluğu, dağların heybeti, okyanusların derinliği... Tüm bunlar O'nun azametinin sadece küçük birer yansıması. İnsan aklının sınırlarını zorlayan, idrakini aciz bırakan, hayal gücünün dahi kavrayamayacağı bir büyüklük ve ululuk... İşte O, Yüce Rabbimizin El-Azîm (Celle Celâlühû) ismidir. Bu mübarek Esma, O'nun Zât'ının, sıfatlarının ve fiillerinin her türlü tasavvurun ötesinde bir büyüklüğe, şana ve heybete sahip olduğunu, hiçbir şeyin O'nunla kıyaslanamayacağını ifade eder. Gelin, El-Azîm isminin o baş döndüren azameti karşısında kendi küçüklüğümüzü idrak edip, O'na sonsuz bir hayranlık, saygı ve teslimiyetle yönelmenin manasını tefekkür edelim.

El-Azîm Ne Anlama Gelir? Aklın Sınırlarını Aşan Mutlak Büyüklük, Ululuk ve Heybet

El-Azîm: Arapça "azm" (عظم) kökünden gelir. "Azm", 'büyük olmak, ulu olmak, önemli olmak, heybetli olmak' gibi anlamlar taşır. El-Azîm ismi ise bu sıfatları en kâmil, en mutlak ve en eşsiz manada Zâtında barındıran demektir:

  • Zâtı ve Sıfatları İtibarıyla En Büyük Olan: Varlığı, ilmi, kudreti, hikmeti ve diğer tüm sıfatları açısından hiçbir varlıkla kıyaslanamayacak derecede büyük, ulu ve azametli olan.
  • Şanı Çok Yüce Olan: Her türlü övgüye layık, şanı ve itibarı sonsuz derecede yüksek olan.
  • Heybet Sahibi: Varlığı ve büyüklüğü karşısında kalplerin saygı dolu bir korku (haşyet) ve hayranlık duyduğu.
  • Kavranılamaz Büyüklükte Olan: İnsan aklının ve hayal gücünün O'nun gerçek büyüklüğünü tam olarak idrak etmekten aciz kaldığı. O, her türlü tasavvurun ve benzetmenin ötesindedir.
  • Her Şeyden Üstün ve Önemli Olan: Kâinattaki her şeyin ve her olayın O'nun yanında bir hiç mesabesinde olduğu, asıl önemli ve değerli olanın O'nun Zâtı ve rızası olduğu.

El-Azîm olan Allah'ın büyüklüğü, sadece fiziksel bir büyüklük değil, aynı zamanda manevi bir ululuk, bir heybet, bir şan ve O'nun Zâtına mahsus, eşsiz bir kutsiyettir. O'nun azameti karşısında her şey küçülür ve değersizleşir.

       

Kur'an'da El-Azîm: Ayet-el Kürsi'den Tesbihlere Uzanan Azamet Yankıları ve İlahi Övgü

   

İslam inancının temel metinlerinden olan Ayet-el Kürsi'nin sonunda Rabbimiz Kendisini şöyle tanıtır: "...O, Aliyy'dir (çok yücedir), Azîm'dir (çok büyüktür)." (Bakara Suresi, 2/255)

Ayrıca Kur'an-ı Kerim'in kendisi için de "Kur'an-ı Azîm" (Büyük Kur'an) ifadesi kullanılır (Hicr, 15/87). Bu, Allah'ın kelamının da O'nun azametinden bir pay taşıdığını gösterir. Namazlarımızda rükûda "Sübhâne Rabbiye'l-Azîm" (Azîm olan Rabbimi her türlü noksanlıktan tenzih ederim) diyerek O'nun bu ismini zikrederiz.

Vâkıa Suresi'nde (56/74, 96) ve Hakka Suresi'nde (69/33, 52) de "Fe sebbih bismi Rabbike'l-Azîm" (O halde, Azîm olan Rabbinin adını tesbih et) buyrularak O'nun bu yüce ismiyle tesbih edilmesi emredilir.

Azametin Boyutları: El-Azîm'in Büyüklüğünün Kâinattaki ve Kalplerdeki Eşsiz İzdüşümleri

El-Azîm olan Rabbimizin azameti, sadece soyut bir kavram değil, aynı zamanda kâinatın her köşesinde ve hayatımızın her anında tecelli eden bir hakikattir:

  • Yaratılıştaki Azamet: Gökyüzünün direksiz duruşu, yıldızların ve galaksilerin sonsuzluğu, yeryüzündeki dağların heybeti, denizlerin derinliği, canlı çeşitliliğindeki o akıl almaz zenginlik... Hepsi O'nun El-Azîm isminin birer yansımasıdır.
  • Sıfatlarındaki Azamet: O'nun ilminin her şeyi kuşatması, kudretinin her şeye yetmesi, rahmetinin gazabını geçmesi, hikmetinin her işte kendini göstermesi... Tüm bu sıfatlar O'nun sonsuz azametini ilan eder.
  • Hükümlerindeki ve Kanunlarındaki Azamet: Kâinata koyduğu fiziksel ve biyolojik yasaların şaşmazlığı, insanlık için gönderdiği ilahi şeriatın adalet ve hikmet dolu oluşu da O'nun azametinin bir göstergesidir.
  • Kur'an-ı Kerim'deki Azamet: Allah kelamı olan Kur'an'ın üslubundaki eşsizlik, içerdiği derin manalar, haber verdiği gaybi hakikatler ve insanlığa sunduğu hidayet rehberliği, onun "Azîm" bir kitap oluşunun delilleridir.
  • İnsan Kalbindeki Azamet Hissi: Bir müminin, Rabbini tanıdıkça kalbinde O'na karşı oluşan derin saygı, hayranlık ve teslimiyet duygusu da El-Azîm isminin bir tecellisidir.

O'nun azametini tefekkür etmek, insanın kendi hiçliğini ve O'na olan mutlak ihtiyacını idrak etmesine vesile olur.

El-Azîm Zikrinin Faziletleri: İlahi Heybete Sığınmak, Saygınlık Kazanmak, Şifa Bulmak ve Kalbi Güçlendirmek

Rabbimizin bu sonsuz büyüklüğünü ifade eden ismini zikretmek, O'nun azametine sığınmak, O'ndan yardım, şifa, saygınlık ve kalbi bir kuvvet talep etmektir. Zikirde aslolan, O'nun her şeyden büyük ve ulu olduğuna tam bir iman ve O'na karşı derin bir saygı ve teslimiyettir.

  • İnsanlar Arasında Saygınlık, Heybet ve Dileklerin Kabulü İçin: Her gün düzenli olarak 1020 defa "Yâ Azîm" zikrine devam eden kimsenin, Allah'ın izniyle insanlar arasında heybetli, saygın ve sözü dinlenir bir kişi olacağı, meşru ve hayırlı dileklerinin kabul edileceği umulur.
  • Hastalıklardan Şifa Bulmak İçin: Bu ismi şerifi hasta bir kimsenin üzerine veya bir suya okuyup içirmenin, Allah'ın El-Azîm olan kudretiyle şifaya vesile olabileceği belirtilir. Her durumda şifa Allah'tandır ve tıbbi tedavi ihmal edilmemelidir.
  • Korku ve Endişelerden Kurtulmak İçin: Özellikle yalnızlık, karanlık veya bilinmezlik gibi durumlarda hissedilen korkulara karşı "Yâ Azîm" diyerek Rabbimizin sonsuz büyüklüğüne ve korumasına sığınmak, kalbe güven ve sükûnet verebilir.
  • Manevi Güç ve Direnç Kazanmak İçin: Zorluklar, imtihanlar ve nefsin desiseleri karşısında manevi bir güç, sabır ve direnç kazanmak niyetiyle bu ismi zikretmek faydalı olabilir.

Bir Hatırlatma: Zikirlerin bereketi, niyetteki samimiyet, kalpteki ihlas ve Allah'a olan tam bir güvenle artar. El-Azîm ismini zikrederken, O'nun büyüklüğü karşısında kendi acziyetimizi hissetmek ve tevazu içinde olmak önemlidir.

El-Azîm İsminin Ebced Değeri ve Büyüklüğün Sayısal İhtişamı

El-Azîm (العظيم) isminin ebced sistemindeki sayısal değeri 1020'dir. Bu sayı, bazı zikirlerin adedinin belirlenmesinde bir referans olarak kullanılmış ve El-Azîm isminin ifade ettiği sonsuz büyüklük, ululuk ve heybetin sembolik bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Ancak Rabbimizin azametinin ve şanının yüceliği, sayıların ve harflerin ifade sınırlarının çok ötesinde, kavranılamaz bir boyuttadır.

Kimler, Ne İçin 'Ya Azîm' Der? Hayranlık, Teslimiyet, Korunma, Şifa ve Yücelik Arayışı

"Yâ Azîm!" nidası, kulun Rabbimizin akıllara durgunluk veren büyüklüğü ve azameti karşısında hayranlık, saygı ve teslimiyetle O'na yönelmesidir:

  • Allah'ın Büyüklüğünü İdrak Etmek İsteyenler: Kâinata ve Kur'an ayetlerine tefekkür nazarıyla bakarak, Rabbimizin sonsuz azametini bir nebze olsun kavramaya çalışanlar.
  • Korku ve Endişe Anlarında Güven Arayanlar: Dünyevi korkulardan, sıkıntılardan ve belirsizliklerden bunaldığında, her şeyden büyük olan El-Azîm'e sığınarak O'ndan emniyet ve yardım dileyenler.
  • Hastalıklarına Şifa Talep Edenler: Her türlü hastalığın şifasının ancak El-Azîm olan Allah'ın kudretiyle mümkün olduğuna inanarak O'ndan şifa niyaz edenler.
  • İnsanlar Arasında Haklı Bir Saygınlık ve İtibar İsteyenler (Kibirsizce): Allah rızası için yaptığı güzel işler ve sahip olduğu iyi ahlak neticesinde, O'nun lütfuyla insanlar tarafından sevilip sayılmayı umanlar.
  • Nefsinin Küçüklüğünü ve Allah'ın Büyüklüğünü Unutmamak İsteyenler: Dünyanın aldatıcı cazibesine kapılmamak, kendi acziyetini daima hatırlamak ve sadece Allah'ın büyüklüğüne sığınmak için.

Tefekkür Ufukları: El-Azîm İsmiyle Kendi Küçüklüğümüzü İdrak Etmek, O'nun Sonsuz Azametine Hayran Kalmak ve Tevazu İle Yaşamak

El-Azîm ismi üzerinde tefekkür etmek, hayatımıza derin bir tevazu, hayranlık, Allah'a karşı sarsılmaz bir güven ve O'nun rızasına uygun yaşama arzusu kazandırır:

  • Her Şey O'nun Yanında Hiçtir: Dağlar, denizler, gezegenler, galaksiler... Gözümüzle gördüğümüz veya hayal edebileceğimiz her türlü büyüklük, El-Azîm olan Allah'ın azameti yanında bir hiç mesabesindedir. Bu idrak, dünyevi şeylere aşırı değer vermekten bizi alıkoyar.
  • Tevazu En Büyük İbadettir: Mademki O, El-Azîm'dir, o halde bize düşen en büyük kulluk görevi, O'nun büyüklüğü karşısında kendi küçüklüğümüzü ve acziyetimizi kabul ederek tevazu ile boyun eğmektir. Kibir, O'nun azametine karşı bir isyandır.
  • Dualarda ve İbadetlerde Azamet Şuuru: Namazda "Sübhâne Rabbiye'l-Azîm" derken, dua ederken veya Kur'an okurken, El-Azîm olan Rabbimizin huzurunda olduğumuzun bilinciyle hareket etmek, ibadetlerimize ve dualarımıza derinlik ve huşû katar.
  • Sığınulacak Tek Büyük O'dur: Hayatın zorlukları, korkuları ve endişeleri ne kadar büyük görünürse görünsün, her şeyden daha büyük ve daha güçlü olan El-Azîm'e sığındığımızda, tüm bu sıkıntılar O'nun azameti karşısında küçülür.
  • O'nun Azametini Eserlerinde Görmek: Kâinattaki her bir varlık, her bir olay, O'nun sonsuz ilmini, kudretini ve azametini yansıtan birer ayettir. Bu ayetleri tefekkür nazarıyla okumak, O'na olan imanımızı ve hayranlığımızı artırır.

El-Azîm olan Rabbimiz, bizlere Kendi sonsuz azametini bir nebze olsun idrak etmeyi, O'nun büyüklüğü karşısında tevazu ile boyun eğmeyi, her işimizde O'nun rızasını gözetmeyi ve O'nun heybetinden kaynaklanan bir haşyetle yaşamayı nasip eylesin.

Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.

Önceki Post

El Halim Cezada Acele Etmeyen Affı Seven Yüce Kudret

Sonraki Post

El Gafur Her Tövbeyi Kabul Eden Rahmeti Engin Olan

Aramak istediğiniz anahtar kelimeleri girerek arama yapabilirsiniz