Esmalar ve Dualar ile Özel Terkipler

Sahte Kurtarıcılar ve Lâ Havle Bilinci Kendini Kurtarmak

  • Yayınlama: 15 Ocak 2026
  • 9

İnsan ilişkilerinde sıkça karşımıza çıkan sahte kurtarıcılar ve lâ havle bilinci kendini kurtarmak arasındaki ince çizgi, ruhsal sağlığın ve manevi dengenin anahtarıdır. Sigmund Freud’un çocukluk dönemindeki "ebeveynleşmiş çocuk" (parentified child) kavramı, kendi duygusal ihtiyaçları karşılanmayan çocuğun, hayatta kalmak için ebeveyninin bakımını üstlenmesini anlatır. Erken çocukluk yıllarında gelişen bu aşırı sorumluluk alma hali, yetişkinlikte her sorunu çözmeye çalışan, herkesi kurtarmaya odaklanan bir arketipe dönüşür. Oysa tasavvufi derinlikte "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" zikri, asıl gücün ve değişimin tek kaynağının Allah olduğunu hatırlatarak kişiyi bu yorucu "kurtarıcı" rolünden özgürleştirir.

Freudyen Pencere: Ebeveynleşmiş Çocuk ve Kurtarma Fantezisi

Freud'a göre, bebeklik döneminden itibaren bakım veren figürlerin zayıf veya muhtaç olduğu bir ortamda büyüyen çocuk, kendi çaresizliğiyle yüzleşmemek için "kurtarıcı" rolüne bürünür. Bu erken çocukluk deneyimi, yetişkinlikte bireyin sürekli sorunlu insanları hayatına çekmesine ve onları "düzeltmeye" çalışmasına neden olur. Kişi, başkasını kurtardığında aslında kendi geçmişindeki o yaralı çocuğu kurtardığını hayal eder. Ancak bu durum, bireyin kendi ruhsal tekamülünü ihmal etmesine yol açan büyük bir illüzyondur.

Psikanalitik Görüş

"Başkalarını aşırı derecede koruma ve kurtarma isteği, genellikle kişinin kendi içindeki yetersizlik ve suçluluk duygusuna karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır." (Sigmund Freud, Yas ve Melankoli)

Jung’un Kurtarıcı Arketipi ve "Vekîl" İsminin Hakikati

Carl Jung, kurtarıcı arketipinin (The Savior/Rescuer) gölge yanının, kişiyi narsisistik bir tatmine sürükleyebileceğine dikkat çeker. "Ben olmazsam onlar yapamaz" düşüncesi, aslında gizli bir kibir ve kontrol arzusudur. Tasavvuf ise bize Allah’ın El-Vekîl olduğunu hatırlatır. Birini kurtarmaya çalışmak, farkında olmadan ilahi otoriteye soyunmaktır. Oysa gerçek yardım, kişinin önce kendi nefsiyle meşgul olması ve başkaları için sadece bir vesile olduğunu bilmesidir. Lâ havle bilinci, "Benim gücüm hiçbir şeye yetmez, güç ancak Allah'ındır" diyerek bu ağır yükü omuzlardan indirir.

Jungiyen Bir Tespit

"Başkalarını kurtarma çabası, çoğu zaman kendi karanlığımızla yüzleşmemek için kullandığımız en etkili kaçış yoludur. Kimseyi, kendinizi kurtarmadan kurtaramazsınız." (C.G. Jung, Modern İnsan Ruhunu Arıyor)

Kendi Ruhuna Hicret: En Büyük Cihat

Erken çocukluk döneminden gelen "herkesi mutlu etme" prangasından kurtulmanın yolu, dikkati dışarıdan içeriye çevirmektir. İslam öğretisinde "nefsini bilen Rabbini bilir" düsturu, kişinin asıl sorumluluğunun kendi kalbi olduğunu vurgular. Başkalarının imtihanına müdahale etmek yerine, onlara sadece dua ve rehberlik ile destek olmak; ancak nihai sonucu Allah'a (Vekîl ismine) bırakmak gerekir. Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh zikrini bu şuurla çekmek, sahte kahramanlıklardan vazgeçip gerçek bir kul olmanın kapısını açar.

İlahi Bir Hatırlatma

"Sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin; ancak Allah dilediğine hidayet verir." (Kasas Suresi, 56). Bu ayet, kurtarıcı rolüne soyunan insan için en büyük manevi sınırdır.

Başkalarının yükünü taşıma yorgunluğundan kurtulup, kendi ruhunuzun derinliklerindeki şifaya yöneldiğiniz bir uyanış dilerim. Siz dünyayı kurtarmak zorunda değilsiniz, siz sadece kendi kalbinizi selamete erdirmekle mükellefsiniz.

Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.

(Editör: Sevda Ç.)

Önceki Post

Kurban Psikolojisinden Tevekküle Mağduriyet Bir Seçim mi?

Sonraki Post

Drama Üçgeninde Tövbe: Rollerden Arınmak ve Fıtrata Dönüş

Aramak istediğiniz anahtar kelimeleri girerek arama yapabilirsiniz