Varoluşun en temel sorusu şudur: Biz kimiz ve bu kâinatın ardındaki mutlak Hakikat nedir? İnsanlık tarihi boyunca akıl ve kalp, yüce bir Yaratıcı’nın izlerini sürmüştür. İslam, bu arayışa en kapsamlı cevabı verir: Her şeyin sahibi ve yöneticisi olan Tek bir Allah vardır. O'nun Zâtını kavramak sınırlı idrakimizi aşsa da, O Kendisini bize isimleri, sıfatları ve yarattığı eserlerle tanıtmıştır. Bu yazıda; Allah'ı tefekkür etmenin imanımızı nasıl derinleştirdiğini ve varlığının şaşmaz delillerini inceleyeceğiz.
Varlığı Zorunlu Olan: El-Vâcibü'l-Vücûd
Etrafımızdaki her şeyin bir sebebi vardır; tohum ağacı, usta binayı meydana getirir. Peki ya kâinat? Akıl ve mantık, varlığı başka bir şeye bağlı olmayan, ezelî bir "Zorunlu Varlık" (Vâcibü'l-Vücûd) olması gerektiğini söyler. İşte O, Allah’tır. O’nun varlığı, kâinattaki her bir zerrenin varlık sebebidir. O olmasaydı, hiçbir şey varlık alanına çıkamazdı.
Tek ve Benzersiz: El-Vâhid, El-Ehad, Es-Samed
Kâinattaki muazzam uyum, birden fazla yaratıcının eseri olabilir miydi? Kur'an, birden fazla ilah olsaydı düzenin bozulacağını açıkça bildirir (Enbiyâ, 22). Allah El-Vâhid'dir; Zâtında ve fiillerinde tektir. O aynı zamanda Es-Samed'dir; hiçbir şeye muhtaç olmayan, ancak her şeyin Kendisine muhtaç olduğu yegâne Kudret'tir. Bu "Birlik" (Tevhid), O'nun ilahlığının sarsılmaz temelidir.
Esmâ-ül Hüsnâ Aynasında O'nu Tanımak
Allah’ın sonsuz mükemmelliğini, O’nun bize bildirdiği 99 ismi aracılığıyla tanırız. Her bir isim, O'nun yüceliğine açılan bir penceredir:
- Hayat ve Güç: El-Hayy ve El-Kayyûm isimlerinde ezelî hayatını ve kâinatı ayakta tutan gücünü görürüz.
- İlim ve Hikmet: El-Alîm ve El-Habîr ile her şeyi kuşatan bilgisini, El-Hakîm ile her işindeki kusursuz bilgeliğini anlarız.
- Merhamet ve Sevgi: Er-Rahmân, Er-Rahîm ve El-Vedûd isimlerinde kâinatı kuşatan sonsuz şefkatini ve kullarına olan özel sevgisini buluruz.
- Adalet ve Hâkimiyet: El-Adl ile mutlak adaletini, El-Azîz ve El-Kahhâr ile karşı konulmaz otoritesini hissederiz.
Benzersiz Yücelik
(Şûrâ Suresi, 11. Ayet)
لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
"...O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir."
Tefekkürün Gayesi: Marifetullah ve Muhabbetullah
Allah üzerine düşünmenin asıl amacı sadece bilgi sahibi olmak değildir. Gerçek gaye, O'nu derinden tanımak (Marifetullah) ve bu tanışıklığı sevgiye (Muhabbetullah) dönüştürmektir. Allah'ı tanıyan, O'nu sever; O'nu seven ise O'nun rızasına uygun bir hayat sürer. Tefekkür, bu kutlu yolculuğun kalbi ve yakıtıdır.
Yaratan, Yaşatan ve Yöneten
Allah, sadece evreni yaratıp kenara çekilen bir güç değildir. O, her an yaratan (El-Hâlık), her an rızık veren (Er-Rezzâk) ve her işi yöneten (El-Vâlî) diri bir Kudret'tir. Kâinat kitabını ve kendi nefsimizi okuyarak, her adımda O'nun yeni bir tecellisini keşfedebiliriz.
Sonuç olarak; Allah Teâlâ, kelimelere sığmayacak kadar yüce ve sonsuzdur. O'nun isimleri üzerinde tefekkür etmek, fırtınalı dünya denizinde kalbimizi limana yanaştırmaktır. Rabbim bizleri, mahlukattaki sanatı gören, O'nun varlığına hayran kalan ve marifetle nurlanan kullarından eylesin.
Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)
