Bazı sözler vardır, sadece bir "anlam" taşımaz; aynı zamanda muazzam bir "enerji" taşır. Söylendiğinde havayı değiştirir, kalbi titretir ve kapalı kapıları açar. İşte Celcelutiye Kasidesi, kelimelerin bittiği ve "Titreşimin" (Frekansın) başladığı yerdir. Hz. Ali'ye (k.v) atfedilen bu eşsiz dua, Esmaül Hüsna'nın en gizli sırlarını (İsm-i Azam) içinde saklar.
Aşağıda, bu eşsiz hazinenin 122 beyitinin tamamını; orijinal Arapça metni, Türkçe okunuşu ve derin manalarıyla bulacaksınız. Okurken kalbinizi bu kadim frekansa açmaya niyet edin.
-
1. Beyit
بَدَأْتُ بِبِسْمِ اللَّهِ رُوحِي بِهِ اهْتَدَتْ
إِلَى كَشْفِ اسْرَارٍ بِبَاطِنِهِ انْطَوَتْOkunuşu: Bede'tü bi bismillahi rûhî bihihtedet, İlâ keşfi esrârin bi bâtınihi-ntavet.Anlamı: Bütün sırların hazinesi Bismillah ile başladım. Ruhum, içinde sırların gizlendiği hazineyi onunla keşfetti. -
2. Beyit
وَ صَلَّيتُ بِالثَّانِي عَلَى خَيْرٍ خَلْقِهِ
مُحَمَّدٍ مَنْ زَاحَ الضَّلَالَةَ وَالْغَلَتْOkunuşu: Ve salleytü bissânî alâ hayri halkıhî, Muhammedin men zâhad dalâlete velğalet.Anlamı: Ardından mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı Muhammed'e (s.a.s.) salavat getirdim. -
3. Beyit
إِلهِي لَقَدْ اقْسَمْتُ بِاسْمِكَ دَاعِيًا
بِآجٍ وَمَا هُوجٍ جَلَتْ فَتَجَلْجَلَتْOkunuşu: İlâhi lekad aksemtü bismike dâıyen, Bi âcin ve mâhûcin celet fetecelcelet.Anlamı: Allah'ım! Senin ismine dayanarak dua ediyorum. Allah, Ehad ve Bedi' isimlerini şefaatçi kılıp niyazla senden istiyorum. -
4. Beyit
سَئَلْتُكَ بِالْإِسْمِ الْمُعَظَمِ قَدْرُهُ
وَ يَسِّرْ امورِي يَا إِلهِي بِصَلْمَهَتْOkunuşu: Seeltüke bi'l ismil muazzami kadruhû, Ve yessir ümûri yâ ilâhî bi salmehet.Anlamı: Kadri yüce olan ism-i azamınla senden istiyorum, Yâ İlahi işlerimi kolaylaştır. -
5. Beyit
وَ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ ادْعُوكَ رَاجِيًا
بِآجٍ يُوجِ جَلْجَلِيُّوتٍ هَلْهَلَتْOkunuşu: Ve yâ hayyü yâ kayyûmü ed'ûke râciyen, Bi âcin eyûcin celceliyyutin helhelet.Anlamı: Yâ Hayyu Yâ Kayyum! Allah Ehad, Bedi' ve Bâsıt isimlerini şefaatçi kılarak sana yalvarıyorum. -
6. Beyit
بِصَمْصَامٍ طَمْطَامٍ وَيَا خَيْرَ بَازِخِ
بِمِحْرَاثِ مِهْرَاشٍ بِهِ النَّارُ اخْمِدَتْOkunuşu: Bi samsâmin tamtâmin ve yâ hayra bâzihın, Bi mıhrâsi mihrâşin bihin nâru uhmidet.Anlamı: Ey yaratma mertebelerinin en yükseğinde bulunan Allah'ım! Sabit ve Cebbar isimlerinin hakkı, uyumaz sıfatın ve ateşleri söndüren Halim isminin hürmetine bu fitne ateşi sönsün. -
7. Beyit
بِآجِ اهُوجٍ يَا إِلهِي مُهَوّجٍ
وَ يَا جَلْجَلُوُتٍ بِالْاجَابَةِ هَلْهَلتْOkunuşu: Bi âcin ehûcin yâ ilâhî mühevvicin, Ve yâ celcelûtin bil icâbeti helhelet.Anlamı: Ey her derde ve her işe anında müdahale eden ve darda kalanların yakarışlarına cevap veren Allah'ım! Bedi, Ehad ve Basıt isimlerinle sana yalvarıyorum. -
8. Beyit
لتُحْيِي حَيُوةَ الْقَلْبِ مِنْ دَنَسٍ بِهِ
بِقَيُّومٍ قَامَ السِّرُّ فِيهِ وَ اشْرَقَتْOkunuşu: Li tuhyî hayâtel kalbi min denesin bihî, Bi kayyûmin kâmes sirru fihi ve eşrakat.Anlamı: Kayyum ismin hürmetine, kalbimi kirlerinden temizleyerek ihya et. Ona senin sırrın yerleşip ışık saçsın. -
9. Beyit
عَلَى ضِيَاءٌ مِنْ بَوَارِقِ نُورِهِ
فَلاحٌ عَلَى وَجْهِى سَنَاءٌ وَ ابْرَقَتْOkunuşu: Aleyye dıyâün min bevârikı nûrihî, Felâha alâ vechî senâün ve ebrakat.Anlamı: O sırrın nurunun parıltılarından üzerimde bir aydınlık bulunsun. Böylece yüzümde bir ışık zuhur edip parlasın. -
10. Beyit
وَ صُبَّ عَلَى قَلْبِي شَابِيبُ رَحْمَةٍ
بِحِكْمَةِ مَوْلِينَا الْكَرِيمِ فَانْطَقَتْOkunuşu: Ve subbe alâ kalbî şeâbîbû rahmetin, Bi hikmeti mevlânel kerîmi fe entakat.Anlamı: Kerim olan Mevla'mızın hikmetiyle kalbimin üzerine rahmet sağanakları dökülsün ve dilim kalbimin tercümanı olarak o rahmet hazinelerini terennüm etsin. -
11. Beyit
احَاطَتْ بِيَ الْأَنْوَارُ مِنْ كُلِّ جَانِبِ
وَ هَيْبَةُ مَوْلِينَا الْعَظِيمِ بِنَا عَلتْOkunuşu: Ehâtat biyel envâru min külli cânibin, Ve heybetü mevlânel azimi binâ alet.Anlamı: Her yandan beni nurlar kuşatsın da büyük Mevla'mızın heybeti bizi yüceltsin. -
12. Beyit
فَسُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ يَا خَيْرَ خَالَقٍ
وَ يَا خَيْرَ خَلَاقٍ وَ اكْرَمَ مَنْ بَغَتْOkunuşu: Fe sübhânekallâhümme yâ hayra halikın, Ve yâ hayra hallâkın ve ekrame men beğat.Anlamı: Seni tesbih ederim, ey yaratma ve yoktan var etme mertebesinin en yükseğinde bulunan ve ölüleri kerimane dirilten Allahım! -
13. Beyit
فَبَلَغْنِي قَصْدِي وَ كُلَّ مَوْرِ بِي
بِحَقِّ حُرُوفٍ بِالْهِجَاءِ تَجَمَّعَتْOkunuşu: Fe bellığnî kasdî ve külle meâribi, Bi hakkı hurûfin bil hicâi tecemmeat.Anlamı: Bir araya getirilmiş heca (mukattaa) harflerinin hakkı için beni maksatlarıma ve her türlü ihtiyaçlarıma erdir. -
14. Beyit
بِسِرٌ حُرُوفٍ أَوْدِعَتْ فِي عَزِيمَتِي
بِنُورِ سَنَاءِ الْاسْمِ وَ الرُّوحِ قَدْ عَلَتْOkunuşu: Bi sirri hurûfin ûdiat fi azimetî, Bi nûri senâil ismi ver rûhi kad alet.Anlamı: Yüce ismi azamın ve Kur'anın her tarafı kuşatan nuruyla irademe yerleştirilen harflerin sırrı hürmetine; yüce olan ruhların ve ism-i azamının nuru hürmetine... -
15. Beyit
افَضْ لِي مِنَ الْأَنْوَارِ فَيْضَةَ مُشْرِقٍ
عَلَيَّ وَ احْيِي مَيْتَ قَلْبِي بِطَيْطَغَتْOkunuşu: Efid lî minel envâri feydate müşrıkın, Aleyye ve ahyî meyte kalbî bi taytağat.Anlamı: Nurlardan üzerime ışık saçacak bir feyiz akıt ve Nur isminle ölü kalbimin cansızlığını giderip hayatlandır. -
16. Beyit
الَّا وَ الْبِسَنِّي هَيْبَةً وَ جَلَالَةً
وَ كُفَّ يَدَا الْأَعْدَاءِ عَنِّي بِعَلْمَهَتْOkunuşu: Elâ ve elbisennî heybeten ve celâleten, Ve küffe yedel a'dâi annî bi almehet.Anlamı: Allah'ım! Hakim isminle bana bir heybet ve celal giydir ve düşmanlarımın ellerini benden çektir. -
17. Beyit
الَّا وَ احْجُبَنِي مِنْ عَدُو وَ حَاسِدٍ
بِحَقِّ شَمَانٍ اشْمَخِ سَلَمَّتْ سَمَتْOkunuşu: Elâ vahcübennî min adüvvin ve hâsidin, Bi hakkı şemâhın eşmehın sellemet semet.Anlamı: Kadri yüce Selam, Aziz ve Celil isimlerinin hürmetine benimle her türlü düşman ve hasetçi arasına perdeler koyarak beni onların kötülüklerinden koru. -
18. Beyit
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَ شَرَنْطَحْ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتِ بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْOkunuşu: Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın, Bi kuddûsi berkûtin bihiz zulmetüncelet.Anlamı: Bu korumayı Celil, Rauf, Münezzeh, Kuddüs ve Rahim isimlerinin nuruyla lütfet, ki kendisiyle karanlıkların dağıldığı o nurla. -
19. Beyit
الَّا وَ اقْضِ يَا رَبَّاهُ بِالنُّورِ حَاجَتِي
بِنُورِ اشْمَخِ جَلْيًا سَرِيعًا قَدِ انْقَضَتْOkunuşu: Elâ vakdı yâ rabbâhü bin nûri hâcetî, Bi nûri eşmehın celyen serîan kadinkadat.Anlamı: Ey Rabbim! İsm-i Azam'ının nuru ile ihtiyaçlarımı gider ve Hayy isminle hacetimi süratle yerine getir. -
20. Beyit
بِيَاهِ وَ يَايُوهِ نَمُوهِ اصَالِيًا
وَ يَا عَالِيًا يَسِّرْ أُمُورِى بِصَيْصَلْتُOkunuşu: Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen, Ve yâ âliyen yessir ümûrî bi saysalet.Anlamı: Allah'ım! Mabud, Hu, Samed, Şehid ve Kafi isimlerinin hürmetine işlerimi kolaylaştır. -
21. Beyit
وَ امْنَحْنِي يَا ذَا الْجَلَالِ كَرَامَةً
بِاسْرَارِ عِلْمٍ يَا حَلِيمُ بِكِ انْجَلَتْOkunuşu: Vemnahnî yâ zel celâli kerâmeten, Bi esrâri ilmin yâ halimü bikencelet.Anlamı: Ey celal sahibi ve ey Halim! Senin yardımınla açılacak bir ilmin sırlarıyla bana bir ikram lütfeyle. -
22. Beyit
وَ خَلصِنِي مِنْ كُلِّ هَوْلٍ وَ شِدَّةٍ
بِ نَصِّ حَكِيمٍ قَاطِعِ السِّرِّ اسْبَلْتُOkunuşu: Ve hallısnî min külli hevlin ve şiddetin, Bi nassı hakimin kâtıis sırri esbelet.Anlamı: Sırları kesin ve inkişaf etmiş Kuranı Hakimin nurani ve açık ifadeleriyle beni her türlü korku ve sıkıntıdan kurtar. -
23. Beyit
وَ اخْرِسْنِي يَا ذَا الْجَلَالِ بِكَافٍ كُنْ
ايَا جَابِرَ الْقَلْبِ الْكَسِيرِ مِنَ الْخَبَتْOkunuşu: Ve ahrisnî yâ zelcelâli bi kâfi kün, Eyâ câbirel kalbil kesiri minel habet.Anlamı: Ey celal sahibi ve ey kırık gönülleri üzüntüden kurtarıp saran Cabir! "Kün (Ol!)" emrinin "Kaf" harfi hürmetine beni koru. -
24. Beyit
وَ سَلَّمٌ بِبَحْرٍ وَ اعْطِنِي خَيْرَ بَرِّهَا
فَانْتَ مَلَاذِي وَالْكُرُوبُ بِكَ انْجَلتُOkunuşu: Ve sellim bi bahrin ve a'tınî hayra berrihâ, Fe ente melâzi vel kürûbü biken celet.Anlamı: Tehlikeler deryasında beni güvende kıl ve hayırlı bir sahile çıkmayı nasip eyle. Sensin benim sığınağım. Sıkıntılar ancak seninle ortadan kalkar. -
25. Beyit
وَصُبَّ عَلَى الرِّزْقَ صَبَّةَ رَحْمَةٍ
فَانْتَ رَجَاءُ الْعَالَمِينَ وَلَوْ طَغَتْOkunuşu: Ve subbe aleyyer rizka sabbete rahmetin, Fe ente racâül âlemine velev tağat.Anlamı: Rahmet olan yağmurun sağanağı gibi üzerime (maddi-manevi) rızık yağdır. Her ne kadar günahta aşırı gitseler de alemlerin ümidi yalnız Sensin. -
26. Beyit
وَ اصْمِمْ وَ ابْكِمْ ثُمَّ اعْمِ عَدُوَّنَا
وَ اخْرِسْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِحَوْسَمَتْOkunuşu: Ve esmim ve ebkim sümme a'mi adüvvena, Ve ahrıshüm yâ zelcelâli bi havsemet.Anlamı: Ey celal sahibi! Basir isminin hürmetine düşmanlarımızı sağır dilsiz, kör ve konuşamaz eyle. -
27. Beyit
وَ فِي حَوْسَمٍ مَعَ دَوْسَمٍ وَ بَرَاسَمٍ
تَحَصَّنْتُ بِالْاسْمِ الْعَظِيمِ مِنَ الْغَلَتْOkunuşu: Ve fi havsemin maa devsemin ve berâsemin, Tehassantü bil ismil azimi minel ğalet.Anlamı: Alim ve Ğani ve Sabur isimlerinle beraber İsm-i Azam'ın kalasına sığınarak yanlışlıktan korunurum. -
28. Beyit
وَ اَلْفِ قُلُوبَ الْعَالَمِينَ جَمِيعَهَا
عَلَى وَ اعْطِنِي الْقَبُولَ بِشَلْمَهَتْOkunuşu: Ve ellif kulûbel âlemîne cemîahâ, Aleyye ve a'tıni'l-kabule bi şelmehet.Anlamı: Bütün âlemlerin kalplerine ülfet ve ünsiyet bahşet - gönül kapılarını İlâhî hakikatlere aç! Fettâh ismin hürmetine! Bana, rıza ve makbuliyet libasını giydir! -
29. Beyit
وَ يَسِّرْ امورِي يَا إِلهِي وَ اعْطِنِي
مِنَ الْعِزَّ وَ الْعُلْيَا بِشَمْخٍ وَ اشْمَخَتْOkunuşu: Ve yessir ümûri yâ ilâhî ve a'tıni, Minel ızzi vel ulyâ bi şemhın ve eşmehat.Anlamı: Yâ ilahi! Yüceler yücesi isimlerin hürmetine işlerimizi kolaylaştır ve bize izzet ve yücelik ver. -
30. Beyit
وَ اسْبِلْ عَلَيْنَا السَّتْرَ وَاشْفِ قُلُوبَنَا
فَانْتَ شِفَاءٌ لِلْقُلُوبِ مِنَ الْغَثَتْOkunuşu: Ve esbil aleynes setra veşfi kulûbenâ, Fe ente şifâün lil kulûbi minel ğaset.Anlamı: Üzerimize af örtüsünü ger ve kalplerimize şifa ver. Kalpleri temizleyip şifaya kavuşturan yalnız sensin. -
31. Beyit
وَ بَارِكْ لَنَا اللَّهُمَّ فِي جَمْعِ كَسْبِنَا
وَ حُلَّ عُقُودَ الْعُسْرِ بِيَايُوهِ ارْتَحَتْOkunuşu: Ve bârik lena'llâhümme fi cem'i kesbinâ, Ve hulle ukûdel usri bi yâyûhin irtehat.Anlamı: Allahım, Hu ismin hürmetine bütün rızkımızda bize bereket ihsan eyle ve güçlük düğümlerini çöz de rahatlayalım. -
32. Beyit
بِيَاهِ وَ يَا يُوهِ وَ يَا خَيْرَ بَازِخِ
وَ يَا مَنْ لَنَا الْأَرْزَاقُ مِنْ جُودِهِ نَمَتْOkunuşu: Biyahin ve yâyûhin ve yâ hayra bâzihın, Ve yâ men lenel erzâku min cûdihî nemet.Anlamı: Ey gerçek Mabud, yâ Hu ve yâ Hayrel Halikin! Ve ey bizim için rızıklar onun cömertliğinden coşup gelen. -
33. Beyit
نَرُدُّ بِكَ الْاعْدَاءَ مِنْ كُلِّ وِجْهَةٍ
وَ بِالْاسْمِ تَرْمِيهِمْ مِنَ الْبُعْدِ بِالشَّتَتْOkunuşu: Neruddü bikel a'dâe min külli vichetin, Ve bil ismi termîhim minel bu'di biş şetet.Anlamı: Her yönden gelen düşmanı senin yardımınla def ederiz. Sen de ism-i azamınla onları uzağa atar ve dağıtırsın. -
34. Beyit
وَ اخْذِلْهُمْ يَا ذَا الْجَلَالِ بِفَضْلِ مَنْ
إِلَيْهِ سَعَتْ ضَبُّ الْفَلَاةِ وَ قَدْ شَكَتْOkunuşu: Ve ahzilhüm yâ zelcelâli bi fadli men, İleyhi seat dabbül felâti ve kad şeket.Anlamı: Ey Celal sahibi! Çöl kelerinin(kertenkele) yanına koşarak gelip şikayetini arz ettiği zatın (a.s.m.) hürmetine onları yüzüstü ve yardımsız bırakarak zelil eyle. -
35. Beyit
فَانْتَ رَجَائِي يَا إِلهِي وَ سَيِّدِي
فَ قُلَّ لِمِيمَ الْجَيْشِ إِنْ رَامَ بِي عَبَتْOkunuşu: Fe ente racâi yâ ilahî ve seyyidî, Fe fülle lemîmel ceyși in râme bî abet.Anlamı: Yâ ilahi benim ümidim ve seyyidim yalnız sensin. Bana karşı toplanıp hazırlanmış küfür ordusunun düzenini dağıt ve onları hezimete uğrat. -
36. Beyit
وَ كُفَّ جَمِيعَ الْمُضِرِّينَ كَيْدَهُمْ
وَ عَنِّي بِاقْسَامِكَ حَتْمًا وَ مَا حَوَتْOkunuşu: Ve küffe cemiâl mudırrîne keydehüm, Ve annî bi aksâmike hatmen ve mâ havet.Anlamı: Kur'an-ı Hakim'de kasem ve yeminle başlayan sure ve ayetlerin hürmetine, bütün zararlıların hile ve tuzaklarını benden defet. -
37. Beyit
فَيَا خَيْرَ مَسْأُولٍ وَ اكْرَمَ مَنْ اعْطَى
وَ يَا خَيْرَ مَوْمُولٍ إِلَى امُّةٍ خَلَتْOkunuşu: Fe yâ hayra mes'ûlin ve ekrame men a'ta, Ve yâ hayra me'mûlin ilâ ümmetin halet.Anlamı: Ey eski ümmetlerden beri kendisinden dilekte bulunulanların en hayırlısı olan Mes'ul, ihsanda bulunanların en mükemmeli olan Kerim ve ümit kapılarının en değerlisi olan Me'mul! -
38. Beyit
اقَدْ كَوْكَبِي بِالْاسْمِ نُورًا وَ بَهْجَةً
مَدَى الدَّهْرِ وَ الْأَيَّامِ يَا نُورُ جَلْجَلَتْOkunuşu: Ekıd kevkebî bil ismi nûran ve behceten, Meded dehri vel eyyâmi yâ nûru celcelet.Anlamı: Ey Nur isminin sahibi olan Allah'ım! O ism-i şerifin hakkı için, yıldızımın meşalesini güzellik ve nur ile yak ki, çağlar, asırlar boyu parlamaya devam etsin. -
39. Beyit
بِأَجِ اهُوجٍ جَلْمَهُوجٍ جَلَالَةٍ
جَلِيلٍ جَلْجَلِيُّوتٍ جَمَاءٍ تَمَهْرَجَتْOkunuşu: Biâcin ehûcin celmehûcin celâletin, Celîlin celceliyyutin cemâhin temehracet.Anlamı: Ey Ehad, Bedi, Aziz ve Celil olan Allah'ım! Senin bütün güzel isimlerin Sonsuz haşmet ve azametiyle sürekli parlamaktadır. -
40. Beyit
بِتَعْدَادِ ابْرُومٍ وَ سِمْرَازِ ابْرَمٍ
وَ بَهْرَتَ تَبْرِيزٍ وَ أَمُ تَبَرَّكَتْOkunuşu: Bi ta'dâdi ebrûmin ve simrâzi ebramin, Ve behrate tebrîzin ve ümmin teberraket.Anlamı: Ey Evvel ve Ahir olan Allah'ım! Bütün mahlukatın arzu ve ihtiyaçlarına cevap veren güzel isimlerini zikrederek onların bereketine sığınıyorum. -
41. Beyit
تُقَادُ سِرَاجُ النُّورِ سِرًّا بَيَانَةً
تُقَادُ سِرَاجُ السُّرْجِ سِرًّا تَنَوَّرَتْOkunuşu: Tükâdü sirâcün nûri sirran beyâneten, Tükâdü sirâcüs sürci sirran tenevverat.Anlamı: Nur kandili gizliden gizliye tutuşturulur. Kandiller kandili gizli olarak nurlanır. -
42. Beyit
بِنُورِ جَلَالٍ بَازِخٍ وَ شَرَنْطَحْ
بِقُدُّوسِ بَرْكُوتٍ بِهِ النَّارُ اخْمِدَتْOkunuşu: Bi nûri celâlin bâzihın ve şerantahın, Bi kuddûsi berkûtin bihin nâru uhmidet.Anlamı: Dalalet ve inkarcılık ateşi; celal, kibriya, izzet, azamet ve rahmetinle ve Kuddüs isminin nuruyla söndürülür. -
43. Beyit
بِيَاهِ وَ يَا يُومٍ نَمُوهِ اصَاليًا
بِطَمْطَامٍ مِهْرَاشٍ لَنَارِ الْعِدَا سَمَتْOkunuşu: Biyâhin ve yâyûhin nemûhin esâliyen, Bi tamtâmin mihrâşin li nâril idâ semet.Anlamı: Mabudu bil hak olan yüce Allah; Hu, Kahhar, Cebbar, Samed, Şehid ve Selam isimlerinin tecellisiyle düşmanın küfür ve fitne ateşini söndürür. -
44. Beyit
بِهَالِ اهِيلٍ شَلْعٍ شَلْعُوبٍ شَالِعٍ
طَرِّي طَهُوبٍ طَيْطَهُوبٍ طَيَطَّهَتْOkunuşu: Bi hâlin ehîlin şel'ın şel'ûbin şâliın, Tahiyyin tahûbin taytahûbin tayettahet.Anlamı: O nur; gerçek Ma'bud, Hak olan ve hakkı gerçekleştiren Cemil, Vedud ve Mucib olan zatın isimlerinin tecellisi ve yardımıyla insanlara kendini sevdirecektir. -
45. Beyit
انُوحٍ بِيَمْلُوُخٍ وَ ابْرُوحِ اقْسِمَتْ
بِتَمْلِيخِ آيَاتٍ شَمُوخٍ تَشَمَّخَتْOkunuşu: Enûhın bi yemlûhın ve ebrûhın uksimet, Bi temlihi âyâtin şemûhın teşemmehat.Anlamı: Ey Kayyum ve Vekil olan ve bütün ayetlerinin hikmetlerini yalnız kendisi bilen Allah'ım! Hannan isminin hürmetine dualarımı kabul et. -
46. Beyit
ابًازِيخَ بَيْذُوخٍ وَ زَيْمُوجٍ بَعْدَهَا
خَمَارُوحَ يَشْرُوحٍ بِشَرْحٍ تَشَمَّخَتْOkunuşu: Ebâzîha beyzûhın ve zeymûhın ba'dehâ, Hamârûhın yeşrûhın bi şerhın teşemmehat.Anlamı: Ey bütün sırlara vakıf olan Allah'ım! Mubdi ve Muid isimlerinin hürmetine bize şefkat ve merhametinle muamele et. -
47. Beyit
بِبَلْخِ وَ سِمْيَانٍ وَ بَازُوجٍ بَعْدَهَا
بِذَيْمُونِ اشْمُوحَ بِهِ الْكَوْنُ عُمِّرَتْOkunuşu: Bi belhın ve simyânin ve bâzûhın ba'dehâ, Bi zeymûhın eşmûhın bihil kevnü ummirat.Anlamı: Her hak sahibinin hakkını layıkıyla veren, her varlığın ihtiyacını adaletle gideren Adl ve haklıyı haksızdan ayıran hüküm sahibi Hakem isimlerinin tecellisiyle dünya tahripten kurtulur ve tamir edilir. -
48. Beyit
بِسَلْمَخَتِ اِقْبَلْ دُعَائِي وَ كُنْ مَعِي
وَ كُنْ لِي مِنَ الْاعْدَاءِ حَسْبِي فَقَدْ بَغَتْOkunuşu: Bi şelmehatini'kbel düâi ve kün mai, Ve kün lî minel a'dâi hasbî fe kad beğat.Anlamı: Hak isminin hürmetine duamı kabul et, benim yanımda ol, düşmanlarıma karşı bana kafi gel. Çünkü artık onlar çok ileri gittiler. -
49. Beyit
فَيَا شَمْخَتَا يَا شَمْخَتَا ائْتَ شَمْلِخًا
وَ يَا عَيْطَلَا هَطْلُ الرِّيَاحِ تَخَلْخَلَتْOkunuşu: Fe yâ şemhasâ yâ şemhasâ ente şemlehâ, Ve yâ aytalâ hatlür riyâhı tehalhalet.Anlamı: Ey Rab, ey Rahman! Sen hak Ma'budsun. Ey kuvvetli yardımcım! Şiddetli fırtınalar peş peşe kopmaktadır. -
50. Beyit
بِكَ الْحَوْلُ وَ الصَّوْلُ الشَّدِيدُ لَمَنْ أَنَّى
لبَابِ جَنَابِكَ وَ الْتَجَى ظُلْمَةُ انْجَلَتْOkunuşu: Bikel havlü ves savlüs şedîdü li men etâ, Libâbi cenâbike veltecâ zulmetüncelet.Anlamı: Korunmak ve düşmana şiddetli hücum gerçekleştirmek ancak senin yardımınladır. Senin yüce kapına sığınanın karanlığı dağılır. -
51. Beyit
بِطْهُ وَ يُسَ وَ طَسَ كُنْ لَنَا
بِطُسَمَ لِلسَّعَادَةِ اقْبَلتْOkunuşu: Bi tâha ve yâsîn ve tâsîn kün lenâ, Bi tâsin mîm lis saâdeti akbelet.Anlamı: Ta-Ha, Ya-Sin, Ta-Sin ve Ta-Sin-Mim ile bize yönelip gelen bir saadete ermek için bizim yardımcımız ol. -
52. Beyit
وَ كَافٍ وَ هَايَاءٍ وَ عَيْنٍ وَ صَادِهَا
كِفَايَتُنَا مِنْ كُلِّ عَيْنٍ بِنَا حَوَتْOkunuşu: Ve kâfin ve hâyâin ve aynin ve sâdihâ, Kifâyetünâ min külli aynin binâ havet.Anlamı: Kaf-Ha-Ya-Ayn-Sad ile, bizi dört bir yandan kuşatan kem gözlere karşı korunuruz ve bu bize yeter. -
53. Beyit
بِحَامِيمَ عَيْنٍ ثُمَّ سِينٍ وَ قَافِهَا
حِمَايَتُنَا مِنْ كُلِّ سُوءٍ بِشَلْمَهَتْOkunuşu: Bi hâmîme aynin sümme sînin ve kâfihâ, Himâyetünâ min külli suin bi-şelmehet.Anlamı: Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf tüm kötülüklerden bizi koruyan sığınağımız olsun. -
54. Beyit
بِقَافٍ وَ نُونٍ ثُمَّ حَامِيمٍ بَعْدَهَا
وَ فِي سُورَةِ الدُّخَانِ سِرًّا قَدْ احْكِمَتْOkunuşu: Bi kâfin ve nûnin sümme hâmîmin ba'dehâ, Ve fi sûretid dühâni sirran kad uhkimet.Anlamı: Kaf, Nun, ve Ha-Mim ile ve Duhan suresindeki muhkem kılınmış olan sır ile bu himayeyi gerçekleştir. -
55. Beyit
بِالْفٍ وَ لَامٍ وَ النِّسَاءِ وَ عُقُودِهَا
وَ فِي سُورَةِ الْأَنْعَامِ وَ النُّورِ نُوّرَتْOkunuşu: Bi elifin ve lâmin ven nisâi ve ukûdihâ, Ve fî sûretil en'âmi ven nûri nüvvirat.Anlamı: Elif-Lam ile Nisa, Maide, En'am ve nurlu kılınmış Nur sureleri hürmetine. -
56. Beyit
وَ الَفٍ وَ لَامٍ ثُمَّ رَاءِ بِسِرِّهَا
عَلَوْتُ بِنُورِ الْاسْمِ مِنْ كُلِّ مَا جَنَتْOkunuşu: Ve elifin ve lâmin sümme râin bi sirrihâ, Alevtü bi nûril ismi min külli mâ cenet.Anlamı: Elif-Lam-Ra sırrı ve isminin (İsm-i Azam'ının) nuruyla, işlediğim her günahtan vazgeçerek yükseldim. -
57. Beyit
وَ الَفٍ وَ لَامٍ ثُمَّ مِيمٍ وَ رَائِهَا
إِلَى مَجْمَعِ الْأَرْوَاحِ وَ الرُّوحِ قَدْ عَلَتْOkunuşu: Ve elifin ve lâmin sümme mîmin ve râihâ, İlâ mecmeil ervâhı ver rûhı kad alet.Anlamı: Elif-Lam-Mim-Ra (Ra'd suresinin önce 'Elif ve Lam'ının, sonra 'Mim ve Ra' harfinin sırrı) ile yüce olan ruhaniler ve melekler meclisine yükseldim. -
58. Beyit
بِسِرٌ حَوَامِيمِ الْكِتَابِ جَمِيعِهَا
عَلَيْكَ بِفَضْلِ النُّورِ يَا نُورُ اقْسِمَتْOkunuşu: Bi sirri havâmîmil kitâbi cemîthâ, Aleyke bi fadlin nûri yâ nûru uksimet.Anlamı: Kitabın (Kur'an'ın) bütün Hâ Mîm'lerinin sırrıyla üzerime Nûr isminin fazlı aksın, ey bölümlere ayrılmış Nûr! -
59. Beyit
بِعَمَّ عَبَسَ وَ النَّازِعَاتِ وَ طَارِقٍ
وَ فِي وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوحِ وَ زُلْزِلَتْOkunuşu: Bi amme abese ven nâziâti ve târikı, Ve fi vessemâi zâtil bürûci ve zülzilet.Anlamı: Amme, Abese, Naziat, Tarık, Vessemai zatil buruci ve Zilzal surelerinin hürmetine! -
60. Beyit
بِحَقِّ تَبَارَكَ ثُمَّ نُونٍ وَ سَائِلٍ
وَ فِي سُورَةِ التَّهْمِيزِ وَ الشَّمْسِ كُوِّرَتْOkunuşu: Bi hakkı tebâreke sümme nûnin ve sâilin, Ve fî sûretit tehmîzi veş şemsi küvvirat.Anlamı: Tebareke, Nun, Seele sâilun, Tehmiz, İzeşşemsu kuvvirat surelerinin hakkı için! -
61. Beyit
وَ بِالذَّارِيَاتِ الذَّرِّ وَ النَّجْمِ إِذَا هَوَى
وَ بِاقْتَرَبَتْ لِيَ الْأُمُورُ تَقَرَّبَتْOkunuşu: Ve bizzariyâtiz zerri ven necmi iza hevâ, Ve bıkterabet liyel ümûru tekarrabet.Anlamı: Zariyat, Necm ve Kamer surelerinin hürmetine bütün işlerimi bana yakınlaştırıp kolaylaştır! -
62. Beyit
وَ فِي سُوَرِ الْقُرْآنِ حِزْبًا وَ أَيَةً
عَدَدَ مَا قَرَأَ الْقَارِي وَ مَا قَدْ تَنَزَّلتُOkunuşu: Ve fi süveril Kur'âni hızben ve âyeten, Adede mâ karael kârî ve mâ kad tenezzelet.Anlamı: Hizb hizb, ayet ayet, okuyucuların okudukları ve inmiş olanlar adedince Kur'an surelerinin hakkı için. -
63. Beyit
فَاسْتَلكُ يَا مَوْلَايَ فِي فَضْلِكِ الذَّي
عَلَى كُلِّ مَا انْزَلْتَ كُتُبًا تَفَضَّلَتْOkunuşu: Fe es'elüke yâ mevlâya fi fadlikellezî, Alâ külli mâ enzelte kütüben tefaddalat.Anlamı: Ey Mevlam! Kendilerine kitaplar indirdiğin her peygambere ihsanda bulunduğun lütuflarına ve fazlına dayanarak sana yalvarıyorum! -
64. Beyit
بِاهِيًّا شَرَاهِيًّا اذُونَاءِ صَبْوَةٍ
اصْبَاءوُتْ آلِ شَدَّايَ اقْسَمْتُ بِطَيْطَغَتْOkunuşu: Bi âhiyyen şerâhiyyen ezûnâyi sabvetin, Esbâvüsin âli şeddâye aksemtü bi taytağat.Anlamı: Ey Hayy ve Kayyum olan Allah'ım! Senin her şeye gücü yeten ve kudretiyle bütün varlık alemini kuşatan Kadir ve Cebbar isimlerinin üzerine kasem ederek sana yalvarıyorum. -
65. Beyit
بِسِرٌ بُدُوحٍ اجْهَزَطٍ بَطَدٍ زَهَجٍ
بِوَاحِ الْوَحَا بِالْفَتْحِ وَ النَّصْرِ اسْرَعَتْOkunuşu: Bi sirri büdûhın echezetın batadin zehecin, Bivâhıl vehâ bil fethi ven nasri esraat.Anlamı: Ey Allamü'l-Ğuyub olan Allah'ım! Fetih kapılarını ve gayb alemlerinin sırlarını açan Fettah isminin nuruyla ve Senin inayetinle fetihler nasip olur. -
66. Beyit
بِنُورِ فَجَشٍ مَعَ تَظْخَزٍ يَا سَيِّدِي
وَ بِالْآيَةِ الْكُبْرَى امَنِّي مِنَ الْفَجَتْOkunuşu: Bi nûri feceşin mea sezhazin yâ seyyidî, Ve bil âyetil kübrâ eminnî minel fecet.Anlamı: Âyetü'l-Kübrâ hürmetine beni kurtar, emanet ve emniyet ver. -
67. Beyit
بِحَقِّ فَقَجٍ مَعَ مَخْمَةٍ يَا الْهَنَا
بِاسْمَائِكَ الْحُسْنَى اجَرْنِي مِنَ الشَّتَتْOkunuşu: Bi hakkı fekacin mea mahmetin yâ ilâhena, Bi esmâikel husnâ ecirnî mineş şetet.Anlamı: Esmâ-i Hüsna hakkı için beni dağınıklıktan koru. -
68. Beyit
حُرُوفٌ لَبَهْرَامٍ عَلَتْ وَ تَشَامَخَتْ
وَاسْمُ عَصَا مُوسَى بِهِ الظُّلْمَةُ انْجَلَتْOkunuşu: Hurûfün li behrâmin alet ve teşâmehat, Ve'smü asâ mûsâ bihiz zulmetün celet.Anlamı: Bu harfler nur harfleridir ve Merih yıldızı gibi yüksek ve alidir. Manevi karanlıklar-zulmetler Asa-yı Musa ile dağılır. -
69. Beyit
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِسِرِّهَا
تَوَسُّلَ ذِي ذُلِّ بِهِ النَّاسُ اهْتَدَتْOkunuşu: Tevesseltü yâ rabbi ileyke bi sirrihâ, Tevessüle zî züllin bihin nasühtedet.Anlamı: Bunların sırrını kendime şefaatçi ederek Senden niyazda bulunuyorum. Bu, insanların kendisiyle doğru yolu bulduğu zillet ve tevâzû sahibi birinin tevessülü gibi olsun. -
70. Beyit
حُرُوفٌ بِمَعْنَاهَا لَهَا الْفَضْلُ شُرِّفَتْ
مَدَى الدَّهْرِ وَ الْأَيَّامِ يَا رَبِّ انْحَنَتْOkunuşu: Hurûfün bi ma'nâhâ lehel fadlü şürrifet, Mede'd-dehri vel eyyâmi yâ rabbinhanet.Anlamı: Ey merhametli rabbim! Bunlar öyle harflerdir ki, manaları sebebiyle çağlar boyu üstünlük kendilerine bahşedilmiş ve yüceltilmişlerdir. -
71. Beyit
دَعَوْتُكَ يَا اللَّهُ حَقًّا وَ إِنَّنِي
تَوَسَّلْتُ بِالْآيَاتِ جَمْعًا بِمَا حَوَتْOkunuşu: Deavtüke yâ allâhü hakkan ve innenî, Tevesseltü bil âyâti cem'an bi mâ havet.Anlamı: Ey Allahım! Gerçekten bütün ayetler ve ihtiva ettikleriyle sana tevessülde bulunarak yalvardım. -
72. Beyit
فَتِلْكَ حُرُوفُ النُّورِ فَاجْمَعْ خَوَاصَّهَا
وَ حَقِّقْ مَعَانِيهَا بِهَا الْخَيْرُ تُمِّمَتْOkunuşu: Fetilke hurûfün nûri fecma' havâssahâ, Ve hakkık maânîhâ bihil hayru tümmimet.Anlamı: İşte o nur harflerinin havassını bende topla, her türlü hayrın sayelerinde tamamlandığı manalarını gerçekleştir. -
73. Beyit
وَ احْضِرْنِي عَوْنًا خَدِيمًا مُسَخَّرًا
طُهَيْمَفَيَائِيلُ بِهِ الْكُرْبَةُ انْجَلَتْOkunuşu: Ve ahdırnî avnen hadîmen müsehharan, Tuheymefeyâîlü bihil kürbetüncelet.Anlamı: Bana itaat eden yardımcı bir hizmetçi gönder. Onunla sıkıntım ortadan kalksın. -
74. Beyit
فَسَخَّرْ لي فِيهَا خَدِيمًا يُطِيعُني
بِفَضْلِ حُرُوفِ امُّ الْكِتَابِ وَ مَا تَلتْOkunuşu: Fe sehhır lî fíhâ hadîmen yütiuni, Bi fadli hurufi ümmil kitâbi ve mâ telet.Anlamı: Ümmü'l-Kitab olan Fatiha Suresi ve onu takip eden sureler hürmetine bu konuda bana itaat edecek bir hizmetçi musahhar kıl. -
75. Beyit
فَ اسْتَلكُ يَا مَوْلَايَ فِي اسْمِكَ الذَّى
بِهِ إِذَا دُعِيَ جَمْعُ الْأُمُورِ تَيَسَّرَتْOkunuşu: Fe es'elüke yâ mevlâya fismikellez, Bihî izâ düiye cem'ul ümûri teyesserat.Anlamı: Ey mevlam! Kendisiyle çağrıldığında bütün işlerin kolaylaştığı isminle (İsm-i A'zamınla) sana yalvarıyorum. -
76. Beyit
إِلهِي فَارْحَمْ ضَعْفِي وَ اغْفِرْ لِي زَلتَّي
بِمَا قَدْ دَعَتْكَ الْأَنْبِيَاءُ وَ تَوَسَّلْتُOkunuşu: İlâhi ferham da'fi vağfirl zelleti, Bi mâ kad deatkel enbiyâü ve tevesselet.Anlamı: İlahi! Peygamberlerin sana yaklaşmak için vesile ettikleri hürmetine zayıflığıma merhamet et. Günahlarımı bağışla. -
77. Beyit
اَ يَا خَالِقِي يَا سَيِّدِي اِقْضِ حَاجَتِي
إِلَيْكَ امُورِى يَا إِلهِي تَسَلَّمَّتُOkunuşu: Eyâ hâliki yâ seyyidî ıkdı hâcetî, İleyke ümûri yâ ilâhî tesellemet.Anlamı: Ey yaratıcım ve seyyidim! İhtiyacımı yerine getir! İşlerim sana havaledir. -
78. Beyit
تَوَسَّلْتُ يَا رَبِّ إِلَيْكَ بِاحْمَدَا
وَ اسْمَائِكَ الْحُسْنَى الَّتِي هِيَ جُمِعَتْOkunuşu: Tevesseltü yâ rabbî ileyke bi ahmedâ, Ve esmâikel husnelletî hiye cümmiat.Anlamı: Ya Rabbi! Hz. Muhammed'i (a.s.m.) ve burada cem edilen güzel isimlerini şefaatçi kılarak, vesile ederek senden niyaz ediyorum. -
79. Beyit
فَجُدْ وَ اعْفُ وَ اصْفَحْ يَا إِلهِي بِتَوْبَةٍ
عَلَى عَبْدِكَ الْمِسْكِينِ مِنْ نَظْرَةٍ عَبَتْOkunuşu: Fe cüd va'fü vasfah yâ ilâhî bi tevbetin, Alâ abdikel miskîni min nazratin abet.Anlamı: Yâ ilahi! Yersiz bir bakışa kadar tüm hatalarından tevbe etmeyi şu miskin kuluna lütfeyle ve hatalarını affet. -
80. Beyit
وَ وَفِّقْنِي لِلْخَيْرِ وَ الصِّدْقِ وَ التَّقَى
وَ اسْكِنَّنِي الْفِرْدَوْسَ مَعَ فِرْقَةٍ عَلَتْOkunuşu: Ve veffiknî lil hayri ves sidkı vettükâ, Ve eskinennil firdevse maa firkatin alet.Anlamı: Beni hayır, ihlas ve takvaya muvaffak kıl ve yüce toplulukla birlikte beni Firdevs Cennetine yerleştir. -
81. Beyit
وَ كُنْ بِي رَؤُوفًا فِي حَيَاتِي وَ بَعْدَمَا
امُوتُ وَ الْقَى ظُلْمَةَ الْقَبْرِ انْجَلَتْOkunuşu: Ve kün bî raûfen fĩ hayâti ve ba'de mâ, Emûtü ve elká zulmetel kabrin celet.Anlamı: Hayatımda da, ölüp kabrin karanlığına vardığımda da bana merhametli ol ve böylece o karanlık nura açılsın. -
82. Beyit
وَ فِي الْحَشْرِ بَيِّضُ يَا إِلهِي صَحِيفَتِي
وَ ثَقِلْ مَوَازِينِي بِلطْفِكَ إِنْ خَفَّتْOkunuşu: Ve fil haşri beyyid yâ ilâhî sahîfeti, Ve sekkıl mevâzînî bi lutfike in haffet.Anlamı: Yâ ilahi ne olur mahşerde amel sahifemi lütfunla ak eyle! Eğer hafif gelecek olursa sevap terazimi ağırlaştır. -
83. Beyit
وَ جَوِّزْنِي حَدَّ الصِّرَاطِ مُهَرْوِلاً
وَ احْمِنِي مِنْ حَرِّ نَارٍ وَ مَا حَوَتْOkunuşu: Ve cevviznî haddes sırâtı mühervilâ, Ve ahminî min harri nârin ve mâ havet.Anlamı: Beni keskin sırat köprüsünden koşarak geçir ve o büyük Cehennem ateşinden ve içindeki dehşetli azaptan koru. -
84. Beyit
وَ سَامِحْنِي مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ جَنَيْتُهُ
وَ اغْفِرْ خَطِيئَاتِي الْعِظَامَ وَ إِنْ عَلتْOkunuşu: Ve sâmıhnî min külli zenbin ceneytühü, Vağfir hatiati'l ızâme ve in alet.Anlamı: İşlediğim her günahtan dolayı beni affet. Çok da olsa büyük günahlarımı bağışla. -
85. Beyit
فهُذَا خَوائِمُهُنَّ مَنْ قَدْ خَصَّصْتُها
بِسِرٌ مِنَ الْسُرَارَ فِي اللُّوحِ أُنْزِلَتْOkunuşu: Fe hâzâ havâtimühünne men kad hassastühâ, Bi sirrin minel esrâri fil levhı ünzilet.Anlamı: Bu; indirilen levhadaki sırlardan bir sır ile, özel olarak seçtiğim kimseye onların mühürleridir! -
86. Beyit
ثَلاثُ عِصِي صُفِّفَتْ بَعْدِ خَاتَمٍ
عَلَى رَأْسِهَا مِثْلُ السِّهامِ تَقَوَّمَتْOkunuşu: Selâsü ısıyyin suffifet ba'de hâtemin, Alâ ra'sihâ mislüs sihâmi tekavvemet.Anlamı: Mühürden sonra onların başında ok gibi hizaya sokan sıralanmış üç sopa! Başının üzerinde iki misli yatırılmış çizgi. -
87. Beyit
وَمِيمٌ طَمِيسٌ أَبْتَرُ ثُمَّ سُلم
وفِي وَسَطِهَا بِاالْجَرَّتَيْنِ تَشَرْبَكَتْOkunuşu: Ve mîmün tamîsün ebteru sümme süllemü, Ve fi vasatihâ bil cerrateyni teşerbeket.Anlamı: Ve sönük (tek gözlü mim) ebterdir, sonra merdiven! Ortasındaki iki esre ile. -
88. Beyit
وارْبَعَةٌ تُحْكَى الْنَامِلَ بَعْدَهَا
تُشِيرُ إِلَى الْخَيْرَاتِ وَالرِّزْقَ جُمِعَتْOkunuşu: Ve erbeatün tühkil enâmile ba'dehâ, Tüşîru ilel hayrâti ver rızka cümmiat.Anlamı: Ve ondan sonra hayırlara ve yığılmış rızka işaret eden, hikaye (tarif) edilen dört parmak ucu. -
89. Beyit
وَهَاءٌ شَقِيقٌ ثُمَّ وَاوْ مُقَوَّسٌ
كَانُبُوبِ حَجَّامٍ مِنَ السِّرِّ قَدْحَوَتْOkunuşu: Ve haün şekıkun sümme vâvün mükavvesün, Ke ünbûbi haccâmin mines sirri kad havet.Anlamı: İki gözlü 'He', sonra kıvrık 'Vav', hacamat yapanın tüpü gibi barındırdığı sırdan (alan)! -
90. Beyit
وَاوَاخِرُهَا مِثْلُ الْوَائِلِ خَاتَمٌ
خُماسي أَرْكَانٍ بِهِ السِّرُّ قَدْحَوَتْOkunuşu: Ve evâhıruhâ mislül evâili hâtemün, Humâsiyyü erkânin bihis sirru kad havet.Anlamı: Ve onların sonunda başındaki gibi mühür var! Taşıdığı sır o beş esasta! -
91. Beyit
فَعَدِلْهُ مِنْ بَعْدِ عَشْرٍ ثَلَاثَةً
وَلا تَكُ فِي إِحْصَائِهَا مُتَوَهِمَتْOkunuşu: Fe addilhü min ba'di aşrin selâseten, Ve lâ tek fĩ thsâihâ mütevehhimet.Anlamı: Onüç'ten sonra onu değiştir! Onu saymada sakın vehme kapılma! -
92. Beyit
ثَلاثُ مِنَ التَّوْرَاتِ لَاشَكَ ارْبَعُ
وَارْبَعٌ مِنْ انْجِيلِ عِيسَى بْنِ مَرْيَمَتْOkunuşu: Selâsün minet tevrâti lâ şekke erbeu, Ve erbeun min incîli Îsebnü meryemet.Anlamı: Üç Tevrat'tan, hiçbir şüphe yok dört! Ve dört Meryem oğlu İsa'nın İncil'inden! -
93. Beyit
وَخَمْسٌ مِنَ الْقُرْآنِ هُنَّ تَمامُها
إِلَى كُلِّ مَخْلُوقٍ فَصِيحٍ وَالْكَمَتْOkunuşu: Ve hamsün minel kur'âni hünne temâmühâ, İlâ külli mahlûkın fesıyhın ve ebkemet.Anlamı: Beş de Kur'an'dan. Onlar onun tamamıdır! Herbir mahluka apaçık, dilsiz değil! -
94. Beyit
فَهُذَا اسْمُ اللَّهِ جَلَّ جَلالُهُ
وَأَسْمَاؤُهُ عِنْدَ الْبَرِيَّةِ قَدْ سَمَتْOkunuşu: Fe hâzâ ismüllâhi celle celâlühü, Ve esmâühü indel beriyyeti kad semet.Anlamı: İşte bu Allah celle celâlühü'nün ismidir. O'nun isimleri yeryüzünde yücedir. -
95. Beyit
فَهَذَا اسْمُ اللَّهِ يَا قَارَئُ إِنْتَبِهِ
وَلَا تَرْتَدِدْ تَبْلِي لِرِوُحِكَ بِالْخَبَتْOkunuşu: Fe hâzâ ismüllâhi yâ kâriüntebih, Ve lâ tertedid teblî li rûhike bil habet.Anlamı: Ey okuyan! Bu Allah'ın ismidir! Dikkat et! Ruhun sönüp, pörsüyüp solmasın (irtidat etmesin)! -
96. Beyit
فَهُذَا اسْمُ اللَّهِ يَا جَاهَلُ إِعْتَقِدْ
وَإِيَّاكَ تَشْكُكْ تَتْلَفُ الرُّوحَ وَالْجَنَتْOkunuşu: Fe hâzâ ismüllâhi yâ câhilu'tekıd, Ve iyyâke teşkük tetlüfür rûha velcenet.Anlamı: Ey cahil! Bunlar Allah'ın isimleridir! İnan! Sakın şüphe etme! Ruhu telef edip cinayet işlemeyesin! -
97. Beyit
فَخُذْ هَذِهِ الْسْمَاءَ حَقًّاً وَاخْفِهَا
فَفِيهَا مِنَ الْسْرارِ مَالَا بِهِ لَوَّتْOkunuşu: Fe huz hâzihil esmâe hakkan ve ahfihâ, Fe fíhâ minel esrâri mâ lâ bihî levet.Anlamı: Bu isimleri al ve gizle! İçlerinde saptırmayan sırlar vardır! -
98. Beyit
بِهَا الْعَهْدُ وَالْمُيِثَاقُ وَالْوَعْدُ وَلِلَاقَا
وَبِالْمِسْكِ وَالْكَافُورِ حَقًّا قَدِ اخْتَمَتْOkunuşu: Bihel ahdü vel mîsâku vel va'dü vel likâ, Ve bil miski vel kâfûri hakkan kadıhtemet.Anlamı: Ezel bezmindeki söz, sözleşme, müjde ve öldükten sonraki dirilme bu isimle gerçekleşir. Böylece misk ve kafurla gerçekten söz sona erdi. -
99. Beyit
وَلَا تُعْطِ ذَا الْسُمَاءِ يَوْماً لِجَاهِلِ
وَلَوْ كَانَ مَعَ أُنثَيَ لَكَانَتْ بِهِ سَمَتْOkunuşu: Ve lâ tu'tı zel esmâi yevmen li câhilin, Ve lev kâne mea ünsâ le kânet bihî semet.Anlamı: Bu sözleri sakın cahillere bildirme. Bu isimler bir kadının yanında olsaydı, bu isimlerdeki ilahi sırlardan dolayı yücelirdi. -
100. Beyit
فَإِنْ كَانَ حَامِلُها مِنَ الْخَوْفِ هَارِباً
فَاقْبِلْ وَلَا تَخْشَ الْمُلُوكَ بِمَا حَوَتْOkunuşu: Fe in kâne hâmilühâ minel havfi hâriben, Fe akbil ve lâ tahşel mülûke bi mâ havet.Anlamı: Bu isimleri duyan korkup kaçarsa, sen korkunun üzerine git. Bu esmaların sırlarından dolayı krallardan bile korkma. -
101. Beyit
فَإِنْ كَانَ مَصْرُوعاً مِنَ الْجِنِّ واقعاً
فَحَامِيمَ حَرْفُ الْعَيْنِ يَا صَاحُ قَطَّعَتْOkunuşu: Fe in kâne masrûban minel cinni vakıan, Fe hâmîme harfül ayni yâ sâhu kutt.Anlamı: Cin çarparak sara hastalığına yakalanan, Ha-Mim-Ayn-Sin-Kaf sayesinde şifa bulur. -
102. Beyit
فَتَرْسِمُ مِنْ فَوْقِ الْجَبِينِ حُرُوفَهَا
فَهَاهِيَ اسْمُ اللَّهِ جَمِيعاً تَفَضَّلَتْOkunuşu: Fe tersimü min fevkıl cebîni hurûfehâ, Fe hâ hiye ismüllâhi cemian tefaddalet.Anlamı: Bu harfleri hastanın alnına yazarsın, resmedersin. İşte bunların hepsi Allah'ın yüce ve faziletli isimleridir. -
103. Beyit
وَإِنْ كَانَ إِنْسَاناً يَخَافُ عَدُوَّهُ
وَلَا تَخْشَ مِنْ بَاسِ الْمُلْوُكِ وَلَوْ طَغَتْOkunuşu: Ve in kâne insânen yehâfü adüvvehü, Ve lâ tahşe min be'sil mülûki velev tağat.Anlamı: Şayet insan düşmanından korkuyorsa; ne kadar azgın olurlarsa olsunlar (bu isimler sayesinde) krallardan bile korkmaz. -
104. Beyit
فَإِنْ كَانَ هَذَا الْاسْمُ في مَالِ تاجِرٍ
فَؤُمْوَالُهُ بِالْخَيْرِ وَالْجُودِ قَدْ نَمَتْOkunuşu: Fe in kâne hâzel ismü fĩ mâli tâcirin, Fe emvâlühü bil hayri vel cûdi kad nemet.Anlamı: Şayet bu isimler bir tüccarın malının yanında olsa, malı hep hayırla bereketlenir. -
105. Beyit
وَإِنْ كُنْتَ حَامِلَهَا مِنَ الْخَوْفِ هَارِباً
فَا قْبِلْ وَلَا تَخْشَ فَتَؤْمَنْ مِنَ الْخَبَتْOkunuşu: Ve in künte hâmilehâ minel havfi hâriben, Fe akbil ve lâ tahşe fe te'men minel habet.Anlamı: Şayet isimler üzerinde iken sakın korkma! Korkunun üstüne yürü, o zaman korkudan kurtulacaksın. -
106. Beyit
فَيا حَامِلَ الْإِسْمِ الذِي جَلَّ قَدْرُهُ
تَوَفَّى بِهِ كُلَّ الْأُمُورِ تَسَلَّمَّتْOkunuşu: Fe yâ hâmilel ismillezî celle kadruhü, Tevekka bihî küllel ümûri tesellemet.Anlamı: Ey kadri yüce ismi taşıyan! Bütün tehlikeli işlerden kurtuldun ve selamete erdin! -
107. Beyit
فَقَاتِلْ وَ لَا تَخْشَ وَ حارِبْ وَ لَا تَخَفْ
وَ دُسُ كُلَّ ارْضٍ بِالْوُحُوشِ تَعَمَّرَتْOkunuşu: Fe kâtil ve lâ tahşe ve hârib ve lâ tehaf, Ve dûs külle ardın bil vühûşi teammerat.Anlamı: Savaş, korkma! Çarpış, çekinme! Vahşi ve acımasız zalimlerle dolu her yere gir! -
108. Beyit
وَ اقْبِلْ وَلَا تَهْرَبْ وَ خَاصِمْ مَنْ تَشَاءُ
وَلَا تَخْشَ بَأْساً لِّلْمُلُوكِ وَلَوْ حَوَتْOkunuşu: Ve akbil ve lâ tehrab ve hâsim men teşâü, Ve lâ tehşe be'sân lil mulûki velev havet.Anlamı: Saldır, kaçma! Dilediğin düşmanla mücadele et! Dört bir yanını kuşatmış olsa da hiç bir melikin gücünden korkma! -
109. Beyit
فَلَا حَيَّةٌ تَخْشَيَ وَلَا عَقْرَبٌ تَرِيَ
وَلَا اسْدٌ يَؤْتِي إِلَيْكَ بِهَمْهَمَتْOkunuşu: Fe lâ hayyetün tahșâ ve lâ akrabün terâ, Ve lâ esedün ye'ti ileyke bi hemhemet.Anlamı: Ne bir yılandan korkarsın, ne de bir akrep görürsün. Ne de bir aslan gürleyerek sana gelir! -
110. Beyit
وَلَا تَخْشَ مِنْ سَيْفٍ وَلَا طَعْنَ خَنْجَرٍ
وَلَا تَخْشَ مِنْ رُمْحٍ وَلَا شَرِ اسْهَمَتْOkunuşu: Ve lâ tahşe min seyfin ve lâ ta'nin hancerin, Ve lâ tahşe min rumhin ve lâ şerrin eshemet.Anlamı: Ne bir kılıçtan, ne bir hançerin yaralamasından, ne bir mızraktan ve ne ortalığı almış şerden korkma! -
111. Beyit
جَزا مَنْ قَرَأَ هَذا شَفَاعَةُ احْمَداً
وَ يُحْشَرُ فِي الْجَنَّاتِ مَعَ حُورٍ صُفِّفَتْOkunuşu: Cezâ men kara hâzâ şefâatü ahmedâ, Ve yühşeru fil cennâti maa hûrin suffifet.Anlamı: Bunu okuyanın mükafatı, Hz. Muhammed'in (S.A.V.) şefaatidir. Ve o, saf saf dizilmiş hurilerle Cennetlerde haşrolacaktır. -
112. Beyit
وَ اعْلَمْ بِإِنَّ الْمُصْطَفَى خَيْرُ مُرْسَلٍ
وَ افْضَلُ خَلْقِ اللَّهِ مَنْ قَدْ تَفَرَّقَتْOkunuşu: Va'lem bi ennel Mustafâ hayru mürselin, Ve efdalü halkıllâhi men kad teferrakat.Anlamı: Bil ki Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) en üstün peygamberdir. Allah'ın yeryüzüne yayılmış kullarının en faziletlisidir. -
113. Beyit
وَ صَدِّرْ بِهِ مِنْ جَاهِهِ كُلَّ حَاجَةٍ
وَ سَلْهُ لَكِي تَنْجُو مِنَ الْجَوْرِ وَ الطَّغَتْOkunuşu: Ve saddir bihî min câhihî külle hâcetin, Ve selhü li key tencû minel cevri vettağat.Anlamı: Yüce şanından dolayı her dileğinin başında onu an. Onu şefaatçi et ki zulüm ve tecavüzden kurtulasın. -
114. Beyit
وَ صَلِّ إِلهِي كُلَّ يَوْمٍ وَ سَاعَةٍ
عَلَى الْمُصْطَفَى الْمُخْتَارِ مَا نَسْمَةٌ سَمَتْOkunuşu: Ve salli ilâhi külle yevmin ve sâatin, Alel mustafal muhtâri mâ nesmetün semet.Anlamı: Yâ ilahi! Her gün, her an ve her rüzgar estikçe o seçkin Mustafa'ya (S.A.V.) salat eyle. -
115. Beyit
وَ صَلِّ عَلَى الْمُخْتَارِ وَ الْآلِ كُلِّهِمْ
كَعَدِ نَبَاتِ الْأَرْضِ وَ الرِّيحِ مَا سَرَتْOkunuşu: Ve salli alel muhtâri vel ali küllihim, Ke addi nebâtil ardı ver rihi mâ seret.Anlamı: O seçilmişe ve bütün aline yeryüzünün bitkileri ve esen rüzgarın esintileri adedince salat eyle. -
116. Beyit
وَ صَلِّ صَلَاةً تَمْلَؤُ الْأَرْضَ وَ السَّمَاءَ
كَوَيْلِ غَمَامٍ مَعَ رُعُودٍ تَجَلْجَلَتْOkunuşu: Ve salli salâten temleül arda ves semâe, Kevebli ğamâmin maa ruûdin tecelcelet.Anlamı: Parıldayan şimşeklerle birlikte bulutlardan dökülen yağmurlar adedince ve yeri göğü dolduracak kadar salat eyle. -
117. Beyit
فَيَكْفِيكَ إِنَّ اللَّهَ صَلَّى بِنَفْسِهِ
وَامْلاكَهُ صَلتُ عَلَيْهِ وَ سَلَمَّتْOkunuşu: Fe yekfike ennallâhe sallâ bi nefsihî, Ve emlâkehü sallet aleyhi ve sellemet.Anlamı: Bizzat Allah'ın ve meleklerinin ona salat ve selam getirmesi O'nun (S.A.V.) şan ve şerefinin büyüklüğünü anlaman için sana yeter. -
118. Beyit
وَ سَلِمٌ عَلَيْهِ دَائِماً مُتَوَسِّلاً
مَدَى الدَّهْرِ وَ الْأَيَّامِ مَا شَمْسُ اشْرَقَتْOkunuşu: Ve sellim aleyhi dâimen mütevessilen, Meded dehri vel eyyâmi mâ şemsün eşrakat.Anlamı: Yıllar ve günler sürdükçe ve güneş ışık saçmaya devam ettikçe, O'nu (S.A.V.) şefaatçi ve vesile yaparak sürekli olarak ona selam et. -
119. Beyit
وَ سَلَّمٌ عَلَى الْأَطْهَارِ مِنْ آلِ هَاشِمٍ
عَدَدَ مَا حَجَّ الْحَجِيجُ وَ سَلَمَّتْOkunuşu: Ve sellim alel ethâri min âli hâşimin, Adede mâ haccel hacîcü ve sellemet.Anlamı: Ali Haşim'in o paklarına, hac ziyaretinde bulunan hacıların sayısınca selam eyle! -
120. Beyit
وَارْضَ يَا إِلهِي عَنْ آبَى بَكْرٍ مَعَ عُمَرَ
وَارْضَ عَلَى عُثْمَانَ مَعَ حَيْدَرِ الثَّبَتْOkunuşu: Verda yâ ilâhî an Ebî Bekrin mea Omera, Verda alâ Osmâne mea Haydaris sebet.Anlamı: Yâ İlahi! Ebu Bekir (r.a.) ve Ömer'den (r.a.), Osman (r.a.) ve hakta sebat eden Haydar'dan (r.a.) da razı ol. -
121. Beyit
كَذَا الْأُلُ وَالْاصْحَابُ جَمْعاً جَمِيعُهُمْ
مَعَ الْأَوْلِيَاءِ وَ الصَّالِحِينَ وَمَا حَوَتْOkunuşu: Kezel âlü vel ashâbü cem'an cemîühüm, Meal evliyâi ves sâlihine ve mâ havet.Anlamı: Aynı şekilde bütün âl ve ashabından, evliya ve salihlerden ve bunlara tabi herkesten razı ol. -
122. Beyit
مَقَالُ عَلِّي وَ ابْنِ عَمِّ مُحَمَّدٍ
وَ سِرُّ عُلُوُمٍ لِّلْخَلَائِقِ جُمِعَتْOkunuşu: Mekâlü Aliyyin vebni ammi Muhammedin, Ve sirru ulûmin lil halâikı cümmiat.Anlamı: Bu Hz. Muhammed'in (S.A.V.) amcasının oğlu Ali'nin (r.a.) sözleridir. Ve onda mahlukatla ilgili ilimlerin özü ve sırrı toplanmıştır.
Beyit Beyit Celcelutiye Sırları ve Uygulamalar
Celcelutiye'nin her bir satırı, hayatınızdaki farklı bir kilitli kapıyı açar. Hangi konuda manevi desteğe ihtiyacınız varsa, ilgili beyitin sırrını keşfetmek için aşağıdaki rehberimizi inceleyebilirsiniz:
- 👉 1. Beyit: Yeni başlangıçlar, niyet enerjisi ve hidayet için.
- 👉 2. Beyit: Yanlışlardan dönmek ve doğru yolu bulmak için.
(Tüm beyitlerin detaylı açıklamaları ve özel terkipler sitemizin Dualar kategorisindedir.)
Günün Frekansı
"Söz büyüdür, ama Celcelutiye hakikattir. Hakikat geldiğinde, tüm sahte büyüler bozulur. Ruhunu bu kadim titreşime bırak ve kilitlerin nasıl açıldığını izle."
Hikmet ve nur ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)
