İnsanın hayata karşı duruşunu belirleyen en temel duygu olan anne arketipi ve el-bâsıt tecellisi güvenin kökenleri, ruhsal yapımızın temel taşlarını oluşturur. Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı kuramında merkezi bir yer tutan anne arketipi, sadece biyolojik bir figür değil; besleyen, koruyan, kapsayan ve güven veren evrensel bir enerjiyi temsil eder. Tasavvufi açıdan baktığımızda ise bu kapsayıcı ve genişletici enerji, Allah’ın darlıkları gideren ve ruhlara ferahlık veren El-Bâsıt isminin tecellisiyle doğrudan bağlantılıdır. 0-7 yaş döneminde bu enerjiyi doğru şekilde deneyimleyemeyen bireyler, yetişkinlikte hayata ve Yaratıcı’ya karşı derin bir güvensizlik geliştirebilirler.
Jungiyen Perspektif: Besleyen Anne ve Temel Güven
Jung’a göre anne arketipi, çocuğun dış dünyayı algılama biçimini şekillendirir. Eğer bir çocuk erken dönemde annesinden "yeterli" düzeyde ilgi ve şefkat görmüşse, bu enerji onun bilinçdışında "dünya güvenli bir yerdir" kaydını oluşturur. Aksine, bu bağda bir kopukluk yaşanmışsa, birey yetişkinliğinde sürekli bir "terk edilme" veya "kıtlık" bilinciyle yaşayabilir. Bu durum psikolojide "bağlanma kuramları" ile açıklanırken, manevi hayatta kişinin Allah’ın rezzâkiyetine ve himayesine olan itimadını sarsabilir.
Carl Jung’un Görüşü
"Anne arketipi, ruhun en derin tabakalarında yer alan hem yaşam veren hem de yutan bir güçtür. Bu arketip ile olan ilişki, bireyin kaderini ve yaşama olan temel bağlılığını belirler." (C.G. Jung, Dört Arketip)
Tasavvufi İnşirah: El-Bâsıt İsmiyle Kalbi Genişletmek
0-7 yaş aralığında anne figürü üzerinden alınan "güven" enerjisinin manevi karşılığı El-Bâsıt isminde saklıdır. El-Bâsıt, darlıkta olan ruhu genişleten, rızkı yayan ve kalbe ferahlık verendir. Eğer çocukluk döneminde bu genişleme hissi yerine bir "daralma" (El-Kâbıd tecellisi) baskın gelmişse, birey hayat boyu içsel bir anksiyete taşıyabilir. Tasavvuf yolu, bu erken dönem yaralarını "Hâlık" olan Allah’a yönelerek ve El-Bâsıt isminin nuruyla kalbi yeniden inşa ederek iyileştirmeyi hedefler.
Tefekkür Sırrı
"Kullarından dilediğinin rızkını genişleten (Bâsıt) O’dur." Bu ayet sadece maddi rızkı değil, ruhun "güven ve huzur rızkını" da kapsar. İnsan, çocukluktaki mahrumiyetini bu ismi tefekkür ederek ve ruhuna yayarak aşabilir.
Yaralı Arketipten Kamil İnsana Geçiş
0-7 yaş arasında anneden alınamayan güven duygusu, kişiyi hayatta sürekli bir "kurtarıcı" aramaya veya aşırı kontrolcü olmaya itebilir. Psikanaliz bu süreci farkındalıkla şifalandırırken, tasavvuf bize "Bâsıt" olanın her an bizimle olduğunu hatırlatır. Kendi içimizdeki "yaralı çocuğu", ilahi rahmetin kucağına bırakmak, Jung’un bahsettiği "bireyleşme" sürecinin en üst basamağı olan "Vahdet" bilincine kapı açar.
İçinizdeki darlıkların El-Bâsıt isminin nuruyla genişlediği, anne arketipinin gölge yanlarının şifalandığı bir farkındalık yolculuğu dilerim.
Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)