Ruhsal ve manevi gelişim serüvenimizin özeti olan 0-7 yaşın manevi mirası şahsiyetin inşasında son söz, geçmişin bir yük değil, bir rehber olduğunu kabul etmekle başlar. Sigmund Freud’un "çocukluk yaşantıları karakterin kaderidir" tezi ile Carl Jung’un "bireyleşme" süreci, aslında tasavvuftaki nefs tezkiyesi yolculuğunun modern birer izdüşümüdür. Bebeklik dönemi ve erken çocukluk evrelerinde zihnimize ekilen korku, güven, yetersizlik veya sevgi tohumları, yetişkinlikte karşılaştığımız imtihanların zeminini hazırlar. Ancak bu miras, değiştirilemez bir yazgı değil; üzerinde çalışılması gereken bir manevi emanettir.
Psikanalitik Temelden Ruhsal Özgürlüğe
Freud, insanın ruhsal yapısının şahsiyetin ilk tohumlarının atıldığı yıllarda bir beton gibi donduğunu savunsa da, tasavvuf bize "tövbe" ve "tefekkür" ile bu betonun kırılabileceğini gösterir. Erken çocukluk yıllarında ebeveynlerden devralınan hatalı "tanrı tasavvurları" veya "benlik algıları", erginlenme sürecinde fark edilerek dönüştürülmelidir. Jung’un kolektif bilinçdışında bahsettiği arketiplerle barışmak, aslında içimizdeki esma tecellilerini doğru okumayı öğrenmektir. Geçmişin karanlık kayıtları, ilahi nurun süzülmesi gereken birer filtredir.
Psikanaliz ve Tekamül
"Geçmişini hatırlamayanlar, onu tekrarlamaya mahkumdur." (George Santayana / Freudyen Yaklaşım). Maneviyat ise hatırlamanın ötesine geçip, o hatırayı hikmetle dönüştürmeyi teklif eder.
Kaderin Cilvesi: Yaradan ile Barışmak
Bebeklikten gelen yaralarımız, çoğu zaman Yaratıcı ile olan bağımızı zedeler. "Neden böyle bir çocukluk yaşadım?" sorusu, aslında "Neden böyle bir kadere layık görüldüm?" sorusunun gizli halidir. Kur’an-ı Kerim, başımıza gelen her şeyin bir hikmete binaen olduğunu ve "insanın ancak çalıştığının karşılığını alacağını" hatırlatır. Bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki eksiklikler, aslında ruhun en çok hangi isimle (örneğin El-Vedûd veya El-Kâfî) şifalanması gerektiğinin işaret fişekleridir.
İlahi Teselli
"Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah Suresi, 5). Çocuklukta çekilen o manevi darlık (güçlük), yetişkinlikte ulaşılacak olan marifet kapısının (kolaylık) anahtarıdır.
Son Söz: Kendi Hikayenin Sahibi Olmak
0-7 yaş aralığında size yazılan senaryo sizin suçunuz değildi, ancak o senaryoyu estağfurullah ve tövbe ile yeniden yazmak sizin sorumluluğunuzdadır. Geçmişin zindanından çıkmanın yolu, ebeveynleri suçlamayı bırakıp onları da kendi çocukluklarının kurbanı olarak görebilecek bir merhamet makamına (Nefs-i Safiye) ulaşmaktır. İnsan, geçmişindeki o yaralı çocuğu kucağına alıp ona "Sen güvendesin, sen değerlisin, çünkü seni Yaratan seni seviyor" diyebildiğinde şahsiyet inşasını tamamlamış olur.
Tüm bu tefekkür yolculuğunun sonunda, geçmişin gölgelerinden sıyrılıp kendi fıtratının nuruna uyananlardan olmanız dileğiyle. Unutmayın; hikayeniz nerede başlarsa başlasın, son sözü her zaman iman ve irade söyler.
Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)