İnsanın bu dünyadaki varoluş sancısının ve bitmek bilmeyen "ait olma" arzusunun temelinde, zaman ve mekanın ötesinde gerçekleşen Ervah-ı Ezel ve Belâ Bezmi: ruhların ilk sözleşmesi yatmaktadır. İslam kozmolojisine göre, tüm ruhlar bedenlenmeden önce Allah’ın huzurunda toplanmış ve ilahi bir ahitleşme gerçekleşmiştir. "Elestü bi-Rabbiküm" (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) sorusuna ruhların "Belâ" (Evet, şahidiz!) cevabını verdiği bu an, insan psikolojisinin en derin katmanındaki "asli kimliği" oluşturur. Bu makalede, bebeklik dönemi ve erken çocukluk öncesine dayanan bu manevi mirasın, dünyevi hayatımızdaki izdüşümlerini inceleyeceğiz.
Belâ Bezmi: İnsanlığın Ortak Hafızası
Kuran-ı Kerim’de A’râf Suresi 172. ayette detaylandırılan bu olay, sadece teolojik bir bilgi değil, insanın "vicdan" dediğimiz pusulasının da kaynağıdır. Ruh, henüz madde dünyasına inmeden önce mutlak hakikati müşahede etmiştir. Dünyadaki yabancılık hissimiz veya sürekli bir "huzur" arayışımız, aslında bu ilk sözleşmedeki o muazzam birlik ve beraberlik halinin özlemidir.
- Misak (Sözleşme): Kulun Allah'ı birlemesi ve O'na sadık kalacağına dair verdiği söz.
- Nisyan (Unutuş): Dünyaya gelen insanın madde ile perdelenerek bu sözü unutması.
- Zikir (Hatırlama): Manevi pratiklerin asıl amacının, Belâ Bezmi’ndeki o ahdi yeniden hatırlamak olması.
Manevi Kaynak
"Hani Rabbin, Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak 'Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' demişti. Onlar da 'Evet, buna şahit olduk' dediler." (A’râf Suresi, 172. Ayet)
Ervah-ı Ezel ve Ruhsal Akrabalık
Ruhlar Aleminde (Ervah-ı Ezel), bazı ruhların birbirine yakın durduğu, bazılarının ise uzak kaldığı rivayet edilir. Hayatımıza giren insanlar, kurduğumuz derin dostluklar veya sebepsiz yere duyduğumuz yakınlıklar, aslında bu ilk meclisteki aşinalıklardır. 0-7 yaş tohumları bu dünyadaki kimliğimizi şekillendirirken, Ervah-ı Ezel’deki seçimlerimiz ruhsal karakterimizin özünü belirler.
- Ruhsal Gruplar: "Ruhlar ordular gibidir; orada tanışanlar burada kaynaşır, orada tanışmayanlar burada ayrışır." (Hadis-i Şerif).
- Dejavu ve Tanıdıklık: Bazı olay ve kişilerin bize çok tanıdık gelmesinin manevi kökeni.
- Fıtri Eğilimler: Ruhun daha bedene girmeden önce edindiği manevi istidatlar.
Psikolojik İzdüşüm: "Yuvaya Dönüş" Arzusu
Psikolojide insanın anlam arayışı, Tasavvufta Belâ Bezmi’ne olan özlemle eşdeğerdir. Carl Jung’un kolektif bilinçdışında bahsettiği "merkez" arayışı, aslında ruhun Rabbine verdiği sözü yerine getirme ve O'na dönme çabasıdır. Eğer insan dünyevi hayatında bu ahdi unutursa, içsel bir boşluk ve kronik bir "eksiklik" duygusu yaşar. Bu duygu, ne kadar maddi başarı elde edilirse edilsin geçmeyen bir "ruhsal açlıktır".
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
- Belâ Bezmi’ndeki sözümüzü neden hatırlamıyoruz?
Dünya imtihanı "nisyan" (unutkanlık) üzerine kuruludur; eğer hatırlasaydık iradenin ve seçimin bir anlamı kalmazdı. Ancak vicdan, bu sözün sessiz bir yankısıdır.
- Ervah-ı Ezel’deki konumumuz kaderimizi belirler mi?
Ervah-ı Ezel bir başlangıç noktasıdır; dünyadaki cüz-i irademiz, o başlangıçtaki potansiyeli nasıl kullanacağımızı belirler.
- Ruhlar alemi ile bilinçaltı arasında bir bağ var mıdır?
Evet, ruhun kadim hafızası bilinçaltının en derin katmanlarında semboller ve rüyalar aracılığıyla kendini hatırlatmaya çalışır.
Verdiğiniz o ilk sözün nuruyla kalbinizin aydınlandığı, dünyadaki her adımınızın sizi o kutsal ahde biraz daha yaklaştırdığı bir hayat dilerim. Siz, rastgele burada değilsiniz; bir sözün takipçisisiniz.
Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)