Dünyaya baktığımızda sürekli bir savaş görürüz: Gece ile gündüz, iyi ile kötü, güzel ile çirkin, hastalık ile sağlık... Zihnimiz dünyayı bu "Zıtlıklar" (Düalite) üzerinden algılar ve biz hep bir tarafı seçip diğer tarafı yok etmeye çalışırız. İyiliği ister, kötülükten kaçarız. Peki ya size, hakikat penceresinden bakıldığında bu zıtların aslında kavga etmediğini, aynı hakikatin iki farklı yüzü olduğunu söylesek?
İşte İbnü'l-Arabî metafiziğinin zirvesi olan "Cem-i Zıddeyn", yani "Zıtların Biraraya Getirilmesi" makamı, bu ikilik perdesinin kalktığı yerdir.
Celal ve Cemal’in Dansı
Allah'ın isimleri genel olarak iki ana başlıkta toplanır:
- Cemal (Güzellik) İsimleri: Rahman, Rahim, Vedûd, Latif gibi... Bize huzur, sevgi ve lütuf verir.
- Celal (Haşmet) İsimleri: Kahhar, Cebbar, Müntakim gibi... Bize korku, saygı ve bazen acı verir (imtihanlar, afetler).
Bizim "kötü" veya "şer" dediğimiz şeyler, genellikle Celal isimlerinin tecellisidir. İbnü'l-Arabî'ye göre kamil insan, bu iki tecelliyi de aynı kaynaktan (Zât'tan) gelen "Allah'ın iki eli" gibi görür. Bir ressamın tablosunda ışığı göstermek için gölgeyi kullanması gibi; Allah da Cemal'ini göstermek için Celal'ini kullanır. Zıtlık yok, ahenk vardır.
"O'nun Ne Kahri Vardır, Ne Lütfu"
Büyük sufilerden biri şöyle der: "O'nun ne kahrı vardır, ne lütfu. Kahır ve lütuf ancak senin bakış açına göredir."
Bir doktorun hastayı iyileştirmek için neşter vurması (Celal), o an acı verse de aslında büyük bir merhamettir (Cemal). "Cem-i Zıddeyn" makamındaki kişi, neşterin arkasındaki şifayı görür. O yüzden başına gelen felakete de, nimete de aynı "Rıza" ile bakar. Çünkü bilir ki hepsi "Bir"den gelmektedir.
Her Şey O'dur (Vahdet-i Vücud)
Zıtların nasıl birleştiğini anlamak için, serimizin en başına, her şeyin tek bir "Varlık"tan ibaret olduğu gerçeğine dönmek gerekir.
👉 Vahdet-i Vücud Yazısını HatırlaFinal: Barışa Ermek
İslam kelimesi "Silm" (Barış) kökünden gelir. Gerçek barış, dış dünyadaki savaşların bitmesi değil; içimizdeki zıtlıkların savaşının bitmesidir. Şeytanı taşlamayı bırakıp, onun da ilahi senaryodaki "imtihan edici" rolünü oynayan bir memur olduğunu anladığımızda; içimizdeki kavga biter.
Bu seri boyunca Vahdet'ten yola çıktık, alemleri gezdik, kaderi konuştuk ve nihayet "Zıtların Birliği"nde huzura erdik. Amaç yeni bilgiler öğrenmek değil, varlığa bakış açımızı (gözlüğümüzü) değiştirmekti.
Gözünüzdeki perdenin kalkması ve "Bir"liği görmeniz duasıyla.
(Editör: Sevda Ç.)
