İnsanlık tarihi boyunca bilgeler, filozoflar ve peygamberler tek bir ortak noktada buluşmuştur: İnsanın kendini tanıması. İslam maneviyatında bu arayış, "Men arefe nefsehû fekad arefe Rabbehû" yani "Kim nefsini (kendini) bilirse, muhakkak Rabbini de bilir" hikmetiyle zirveye ulaşır. Peki, insanın kendi sınırlı varlığına bakması, onu nasıl olur da Sonsuz Olan’ın bilgisine ulaştırır? Bu yazı, kendi acziyetimizden Allah’ın kudretine uzanan o muazzam tefekkür yolculuğunun haritasıdır.
Nefs Aynasında Hakikati Görmek
Nefsini bilmek; sadece karakter özelliklerini veya sosyal kimliğini bilmek değildir. Bu, varlığının hakikatini, zayıflıklarını ve yaratılışındaki mutlak muhtaçlığı kavramaktır. İnsan, kendi varlığındaki "yoklukları" fark ettikçe, Allah’ın "varlığını" ve isimlerini idrak etmeye başlar.
Acziyeti İdrak Etmek: Sonsuz Kudreti Tanımak
Kendimize dürüstçe baktığımızda ilk fark ettiğimiz şey acziyetimizdir. Ne kadar güçlü olursak olalım, bir mikroskobik virüse, yaşlılığa veya bir anlık uykuya yenik düşeriz. Kendi başımıza bir sineği bile yaratmaktan aciz olduğumuzu (Hac Suresi, 73) anladığımızda; kalbimiz şu soruyu sorar: "Öyleyse bu kâinatı kim ayakta tutuyor?" İşte bu noktada Allah'ın El-Kâdir ve El-Kaviyy isimleri tecelli eder. Kendi aczimiz, O'nun sonsuz kudretinin en berrak aynası olur.
Fakrı (Muhtaçlığı) İdrak Etmek: El-Ganiyy İsmini Bulmak
İnsan her nefeste bir şeylere muhtaçtır; havaya, suya, sevgiye, hidayete... Bu mutlak muhtaçlığımızı (fakr) tefekkür ettiğimizde, tüm ihtiyaçları karşılayan bir kaynağın olması gerektiğini anlarız. Biz fakiriz, çünkü muhtacız; Allah ise El-Ganiyy'dir (Mutlak Zengin), çünkü hiçbir şeye muhtaç değildir. Fâtır Suresi 15. ayette buyrulduğu gibi: "Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise Ganiyy'dir..."
Manevi Bir Sır
"Kendi kusurlarını bilen, Allah'ın Kuddûs (mükemmel) olduğunu; kendi fâniliğini bilen, Allah'ın Bâkî (sonsuz) olduğunu idrak eder."
Fâniliği İdrak Etmek: El-Bâkî Olana Sığınmak
Varlığımız geçicidir. Sahip olduğumuz her şey, bedenimiz dahil bir gün yok olacaktır. Bu fâniliği kalben hissettiğimizde, aklımız bize "Varlığı ebedî olan" bir Zât’ın olması gerektiğini söyler. Kendi sonluluğumuz, bizi varlığının sonu olmayan El-Evvel, El-Âhir ve El-Bâkî olan Rabbimize ulaştırır.
Sonuç: Kendini Bilmek En Büyük İlimdir
Sonuç olarak; nefsini tanıma yolculuğu, aslında Rabbini tanıma yolculuğudur. İnsan, kendi eksikliğini bildikçe O'nun kemalini; kendi yaratılmışlığını bildikçe O'nun Hâlık (Yaratıcı) olduğunu anlar. Kendimiz üzerine yapacağımız her tefekkür, Rabbimize giden en kestirme yoldur. Kendinizi hafife almayın; zira sizde kâinatın sırları gizlidir.
Sevgi ve dua ile kalın. Allah'a emanet olun.
(Editör: Sevda Ç.)